<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240</id><updated>2011-04-21T22:51:59.547+03:00</updated><title type='text'>supastar</title><subtitle type='html'>"ı am the supastar!"</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>113</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-115209589480229033</id><published>2006-07-05T12:56:00.000+03:00</published><updated>2006-07-05T14:46:14.846+03:00</updated><title type='text'>first class yolcu, worst class hostes hikayesi</title><content type='html'>uzun bir aradan sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayağımın tozuyla. iki ülke, iki şehir arası bu denli kolay seyahat, yine yeniden einstein'ı düşündürüyor insana, belli belirsiz. "bu denli" kolay iki gerçeklik arasında seyahat, gerçekten. dün uçakta bunu düşünürken düşünürken canım tuvalete gitmek istedi. canımdan çok bünyem. babamla birlikte seyahat ettim bu sefer, ona eşlik etmekti niyetim, biraz da hava değişimi. o, artık, en sonunda kendisini ödüllendirmeyi seviyor. uzunca bir süredir, seyahatlerinde "business" class uçmayı tercih ediyor. hiçbir tercihimi sorgulamayan adamın bu tercihini sorgulamak bana çok gereksiz ve biraz da çocuksu geliyor. dileyen, dilediği gibi... ona eşlik ettiğim için bende onunla birlikte oturdum. hayatta sevmediğim az şeyler listesinin ilk üçünde gelir uçak yemekleri ve onları yememek için girilecek her zahmetin yanındayım. vaktim varsa kendi yaptığım bir sandöviç, yoksa dışarıdan tedarik ettiğim, ya da bir elma, ya da bol miktarda portakallı çikolata ve bol su. benim uçak paketimde bunlar var. hosteslerle girilecek gereksiz parfüm diyalogları, hangi yemeği yesem, bana gazete kalmadı mı ve bunun gibi hezeyanlar yok. bu sebepten sanırım, çarpmamışım seçkinlere tahsis edilen hostes hanımın gözüne. ben tuvaletin boşalmasını beklerken, kollarımı kavuşturmuş, dün gece, hostes hanım yanıma geldi ve dedi ki; "burada tuvalete girmezsiniz, arkaya gidin, sıra var burada" suratında "bak sana ne güzel koydum haddini bilmediğin" için ifadesi ile. benim, galiba artık alışkanlık halini alan kayıtsızlık ifadem ile karşı karşıya gelince tekrar etti. ikincisinde arkama bakma gereği hissettim, sahiden sıra var mı, varsa sırada ben olduğuma göre hanım neden bahesdiyor diye. sıra yoktu. o sırada yanımıza gelen bir diğer hostes, baş öğretmen hostesi uyarma ihtiyacı hissetti; "hanımefendi business uçuyor" diyerek. ağzım bozuktur benim, açmamaya çalışırım. açmadım, ikisi ile de ilgilenmeden beklemeye devam ettim. baş öğretmen hostes hanım yanıma geldi ve galiba büyük bir hata yaptığının farkında olmadan benden özür diledi, beni arkada uçan yolcularla karıştırdığı, sık sık bu durumlar olduğu için. ilk önce kulak kabarttım acaba gerçekten ciddi mi, söylediği şeyleri kasta ediyor mu diye. dedim ki;"hanımefendi gerçekten fark ediyor mu, arkada ya da önde olmam?" anlamadı. sandı ki, ben bu küstahlığı yapabilmiş olmasını, beni nasıl arkadaki halk sınıfı ile karıştırdığını sorguluyorum. ve bana açıklamaya başladı. galiba şımarık yetiştirildim, aklımdan geçirdiğimi dışa vurmam arasında az saniye farkı vardır. o an için en fazla bozabileceğim şekilde kendimi dedim ki; "alın o bana aradaki bilmem kaç yüz milyon yüzünden gösterdiğiniz saygıyı, kendiniz için kullanın, benim yüzmilyonlarıma ettiğiniz itibara ihtiyacım yok. burada oturan 16 koltuk beni daha fazla insan değil, sizi daha az insan yapıyor. belki bu yüzden nasibinizi almamışsınız. bn en arkada oturan ama çok sıkışmış ve buraya kadar yürüme zahmetine katlanmış bir yolcu olabilirim. maaşınız sadece bu 16 koltuktan değil arkadaki 40 küsür koltuktan da çıkıyor... bla bla bla." babannem mi girdi acaba içime o anda bilmiyorum, tek yapmak istediğim gerçekten o kadının yok olmasıydı. o ise, tekrar benden özür diledi. hayatta sevmediğim az şeyler listesinin bir yerlerinde özür dileyen ve açıklama yapan insanlar gelir, "bu şekilde", kendisini kırıntı kıvamına sokarak... bu diyaloğun sonunda izin istedim kendisinden, en arka tuvaleti kullandım, yirmi küsür sırayı onun şakın bakışları önünde yürüyerek. kısa alanda dar paslaşmalar ihtimalleri yüzünden sevmiyorum yolculukların uçak kısmını. düşündüm, eve dönüş yolunda, acaba hostes hanım hala benim ona sınıfımı şaşırdığı için kızdığımı düşünüyor olabilir miydi diye. ya da acaba hiç üzerinden geçti mi yaptığımız o konuşmanın üzerinden diye. kendini beğenmiş kibirli bir first class yolcunun hezeyanı olarak mı geçtim onun kayıtlarına diye. ben kibirimi seviyorum. keşke herkes kibirini ve kendini cevap verme cüretini gösterecek kadar sevse... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-115209589480229033?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/115209589480229033/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=115209589480229033' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/115209589480229033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/115209589480229033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/07/first-class-yolcu-worst-class-hostes.html' title='first class yolcu, worst class hostes hikayesi'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114667696730600363</id><published>2006-05-03T20:21:00.000+03:00</published><updated>2006-05-03T20:22:47.316+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Do not be critics, you people, I beg you. I was a critic and I wish I could&lt;br /&gt;take it all back because it came from a smelly and ignorant place in me&lt;br /&gt;and spoke with a voice that was all rage and envy. Do not dismiss a book&lt;br /&gt;until you have written one, and do not dismiss a movie until you have&lt;br /&gt;made one, and do not dismiss a person until you have met them. It is a&lt;br /&gt;f***load of work to be open-minded and generous and understanding and&lt;br /&gt;forgiving and accepting, but, Christ, that is what matters. What matters is&lt;br /&gt;saying yes."&lt;br /&gt;-Dave Eggers, *The Harvard Advocate*&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114667696730600363?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114667696730600363/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114667696730600363' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114667696730600363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114667696730600363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/05/do-not-be-critics-you-people-i-beg-you.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114598521299859020</id><published>2006-04-25T20:08:00.000+03:00</published><updated>2006-04-25T20:13:32.996+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/dreamstime_633162%5B1%5D.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/400/dreamstime_633162%5B1%5D.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114598521299859020?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114598521299859020/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114598521299859020' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114598521299859020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114598521299859020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/04/blog-post_25.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114527251759816021</id><published>2006-04-17T13:23:00.000+03:00</published><updated>2006-04-17T14:15:21.490+03:00</updated><title type='text'>unutmayı istemek</title><content type='html'>dün, güzel bir pazar günüydü. çocuklukta yaşanılan pazar günleri gibi, güneşli, neşeli. kocaman bir aile kahvaltısı olduğu için, telaşlı. babannemi gördüm, uzun bir aradan sonra. uzun dediğim, bir aydan fazla değil. her gördüğümde, nefesimi tutup düşünüyorum, artık; "bugün de beni hatırlayacak mı" diye. "ya beni de unutursa, en çok beni unutamaz" diye. yaşlılık değil, bence unutma hevesi, bazı insanlarda, bir an geliyor, ortaya çıkıyor. sadece hatırlamak istediklerini seçip, geride kalanlara fazla yüz vermeden, öylece bırakıveriyorlar. tıp, bunun ismini koymuş; alzheimer. ben, yapım gereği, elbette daha romantik bir tanım getirme gereğindeyim. daha çok başında, erteleyebilecek imkanları var, ama benim babannem o imkanları şu anda itiyor elinin tersi ile. demek ki unutmak istedikleri şeyler var. belki sadece saygı duymalıyım, almayı reddettiği ilaçlar için ona sitem etmektense. unutmak ya da hatırlamak istedikleri değil beni huzursuz eden, gün gelip beni tanımadığı zaman hissedebileceklerimden kaçmak. bana hep anlattığı bir şey var. haftasonu olup, ben tasımı tarağımı toplayıp, kalmaya başak sokak, başak apartmanına gittiğimde, yatakları kendi aramızda bölüştürürdük. emre, dedemi, ben babannemi seçerdik. sırf ben onu seçtiğim için, daracık tek kişilik bir yatağa benimle girmeyi kabul eder, gece boyunca beni seyrederdi. uykuya dalana kadar. bana uzun seneler boyunca, nasıl onu gece bana arkasını döndüğünde uyandırdığımı; "dönme, bana sarıl" dediğimi, sarıldığında; "daha çok sarıl, sakın bırakma" dediğimi. demiş olabilirim, sarılmak yapmayı en çok sevdiğim şey. hele, ona... babannem, annem ve cici annem üzerinde farklı etkiler yaratan bir kadın. çok sevilen ikisi tarafından da ancak benim aşkıma bazen hayret ettiren ona karşı. ve de onun bana karşı olan müdahelesizciliğine, beni sarmalayışına, korumacılığına bana karşı, yumuşaklığına. ben, onu her zaman, herkesten çok sevdim. anneannem ile olan ilişkim, var ile yok arasıydı. kendi kızının bile üzerinde çok ama çok ağır travmalar yaratacak denli bencil bir kadındı. annemi ondan korumak adına, çok savaş verdim. bu savaşın sonunda, belki isteyerek, belki istemeyerek, sırtımı döndüm ona. çok ama çok ağır bir hastalığın sonunda, artık gitmeyi seçti. gitmesine yakın bile, evladına, o zaman rekor biçimde hayatta olan annesine, babasına, gösterdi canın çıkacağını ama huyun çıkmayacağını. cenazesi olduğunda, aklıma gelenler, giderken arkasında bıraktığı hasarlara dairdi, nasıl, ama nasıl bir insan hayatta bu kadar acımasız, kendine dönük yaşayabilir diye... ağlamadım. işte babannem de, bana bunları hissettiren anneannemin tam tersi. bana hayata dair neyi var neyi yok ise anlatan, ipuçları veren, birlikte uyuduğumuz geceler gibi her zaman saran ve sarmalayan, sevgili... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gün, ona sarıl bana dediğim geceleri, benim kim olduğumu ve ona ifade ettiklerimi de unutacak diye, korkuyorum, çok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114527251759816021?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114527251759816021/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114527251759816021' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114527251759816021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114527251759816021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/04/unutmay-istemek.html' title='unutmayı istemek'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114526938252700616</id><published>2006-04-17T13:21:00.000+03:00</published><updated>2006-04-17T13:23:02.543+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>"Whenever you have a resistance towards anything (person, place or thing), you end up creating an electrical charge, a bio-electrical response.  This charge then becomes positive or negative depending on which pole you direct your sled towards (your sled being every thought). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This place of Earth is filled with infinite possibilities.  Possibility lives in every situation you are continually being drawn into and every energetic thought you react to. Imagine yourself as a mathematical equation, a series of numbers and outcomes.  Each time a number in that equation changes, the outcome also changes.  When your life moves you into a cul-de-sac that seems to have no way out, it is then you must learn to fly above what blocks your progress.  Lift your thinking upward to a new plateau of creation. &lt;em&gt;Anything that is happening in your life is there because of you.  Own it. &lt;/em&gt;You are not a victim but a student engulfed in deep animated teachings. Just like learning to become a soldier with real bullets this is not a practice run but the real thing. Even though earth is holographic of nature all actions on earth are recorded and held secret. Even in your holographic universe all thoughts count like live ammunition..." Gillian MacBeth-Louthan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114526938252700616?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114526938252700616/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114526938252700616' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114526938252700616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114526938252700616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/04/blog-post.html' title='...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114494389036395939</id><published>2006-04-13T11:55:00.000+03:00</published><updated>2006-04-13T18:58:25.903+03:00</updated><title type='text'>yeme içme düşünme</title><content type='html'>bu sabah, evden çıkmadan bir şeyler yemek istedim. yeni tatilden döndüğüm için, dolabım tam takır kuru bakır. yoğurt ve meyva da karar kıldım, tek seçeneklerim oldukları için, acele ile hazırlarken kahvaltımı, mutfak camımın önünden, iki kere uçuşu aynı kuşun dikkatimi çekti. sonra üç. sonra dört. camdan dışarı başımı kaldırdığımda, diğer kuşu fark ettim. yuvayı yapan dişi kuşu. o kadar romantikti ki. ve umut verici. acelemi unuttum, yoğurdumu da, uzun süre, yuvalarını yapmalarını, dişinin yüzündeki belli belirsiz endişeyi fark ettim, acaba bu sefer de bir çalı bulup getirebilecek mi der gibi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğlen, memo'nun annesi ile sözleşmiştim, her zaman gittiğimiz yerde buluşacak, güzel bir yemek yiyecek, belki şarap içecektik. çantamı almış işten çıkarken, aradı beni, kavacık'ta iskelenin üzerinde balık yiyelim mi diye. trafik yok, köprüyü geçip oraya gitmem, olduğum yerden 13 dakika sürdü. beklerken, şarap söyledim, denizin en kenarına oturdum, boğazı seyrettim. yemek yediğim yerleri düşündüm, bende bıraktıkları tadları, bu iskelenin ne güzel tadlar bıraktığını hatırladım, dün öğlen yine boğaza nazır oturmuş meyveli enginar yerken elime geçen dergiyi, derginin en arkasında bir kurumsal genel müdür ile yapılan yemek sohbetini düşündüm, en sevdiği yerler olarak tarif ettiği yerleri. da mario, şu mario, bu mario. lezzet göreceli bir kavram. ama, istanbul gibi bir yerde, bu kadar kısır karşılıkları olmamalı lezzetin. beni her buluşmamızda çok farklı lezzetlerle tanıştıran dostumu düşündüm, birlikte en güzel balık çorbasını içtiğim, yeşilköy de benden ve kızlardan başka kimsenin bilmediği belki de ama dünyanın en güzel güvecini, selanik mezelerini yapan kadını, babamın küçükken her cuma, tiyatro öncesi bizi borsa'ya götürüşünü, hünkar'dan aldığı zevki, sarı basın kartımı hamdi'de kutlayışımı, en yakın arkadaşıma takdim edilecek evlenme teklifi yüzüğünü seçtikten sonra beraber, sevgilisinin beni götürdüğü şehmuz'u, çarşının en arkalarında, iskelesinde bunları düşündüğüm, ilk memo ile geldiğim suna'nın yerini. adı aklıma gelmeyen ama lezzetle hatırladığım yerleri. sonra gezdiğim yerlerde gittiğim michelin yıldızlı lokantaları, o şehrin en güzeli olarak tanımlananları, burada istisnalar hariç bir çok mekan sahibinin menülerinden tırtıkladıkları, çaldıkları sandwichlerine kendi kafelerinin isimlerini verdikleri, yeme ve içme görgünüzü hiçe sayarak bunların tariflerini size orjinal tarifler olarak sunmalarını... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat mı kocaman kozalar örüyor zamanla insana, insan mı kendi kozasını öriyor, farklı, değişik, cüretkar olana karşı, diye de merak ettim en sonunda. hangi arada bir insan, en sevdiği mekanları, yeme içme guide ından seçmeye, seçtiği mekanlar üzerinden iktidar belli etmeye başlıyor? bunu düşünürken gelmişti meral teyze. başka başka şeylere daldık. çıkmamız dört saat sürdü.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;bugün, çok güzeldi. hava gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114494389036395939?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114494389036395939/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114494389036395939' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114494389036395939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114494389036395939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/04/yeme-ime-dnme.html' title='yeme içme düşünme'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114483544733419508</id><published>2006-04-12T12:50:00.000+03:00</published><updated>2006-04-12T12:50:47.346+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>elif says:&lt;br /&gt;what is love?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SmarterChild - says:&lt;br /&gt;Love is kind of hard to explain.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elif says:&lt;br /&gt;what is love?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SmarterChild - says:&lt;br /&gt;Love is what you perceive it to be.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elif says:&lt;br /&gt;what is love?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SmarterChild - says:&lt;br /&gt;Love is just one of those things.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elif says:&lt;br /&gt;what is love?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SmarterChild - says:&lt;br /&gt;Love is love.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114483544733419508?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114483544733419508/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114483544733419508' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114483544733419508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114483544733419508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/04/elif-says-what-is-love-smarterchild.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114405214026509912</id><published>2006-04-03T11:06:00.000+03:00</published><updated>2006-04-03T11:15:40.280+03:00</updated><title type='text'>to the editor</title><content type='html'>"By BENEDICT CAREY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Published: March 31, 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prayers offered by strangers had no effect on the recovery of people who were undergoing heart surgery, a large and long-awaited study has found.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;And patients who knew they were being prayed for had a higher rate of post-operative complications like abnormal heart rhythms, perhaps because of the expectations the prayers created, the researchers suggested.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Because it is the most scientifically rigorous investigation of whether prayer can heal illness, the study, begun almost a decade ago and involving more than 1,800 patients, has for years been the subject of speculation.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The question has been a contentious one among researchers. Proponents have argued that prayer is perhaps the most deeply human response to disease, and that it may relieve suffering by some mechanism that is not yet understood. Skeptics have contended that studying prayer is a waste of money and that it presupposes supernatural intervention, putting it by definition beyond the reach of science...."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nyt'in bu haberinden sonra, yazilan mektuplar, benim hosuma gitti. en cok "result-based" activity kismi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To the Editor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Re "Long-Awaited Medical Study Questions the Power of Prayer" (front page, March 31):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The problem with studies that focus on healing and prayer is that they imply that prayer is a results-based activity. As a pastor, I do not know if prayers "work" in that way or not.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prayer is simply talking to God. We pray because it deepens our relationship with God and reminds us in our distress both that a loving God is always with us and that regardless of what happens in any crisis we are part of something that is larger than ourselves.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;People of faith will continue to believe and pray regardless of outcomes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Rev.) Anne-Marie Hislop&lt;br /&gt;Davenport, Iowa, March 31, 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;To the Editor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I checked my Bible today for prayers petitioning God for "a successful surgery, with a quick, healthy recovery and no complications." I found no instructions on prayer by committee or how to test the results afterward.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I did, however, find simple instructions on praying in secret, the importance of seeking and offering forgiveness and expressing gratitude for what God has already done. No wonder the prayer teams in this study weren't successful in aiding in the recovery of patients: they ignored the most basic guidelines, as any Sunday school student would know.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vickery Eckhoff&lt;br /&gt;New York, March 31, 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114405214026509912?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114405214026509912/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114405214026509912' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114405214026509912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114405214026509912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/04/to-editor_03.html' title='to the editor'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114380393594618521</id><published>2006-03-31T13:50:00.000+03:00</published><updated>2006-03-31T14:18:55.993+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"balat'ta zaman kolonya şişelerinin tekrar doldurulmak üzere kolonyacıya götürüldüğü; kartvizitin, kredi kartının icat edilmediği; küçük, dar sokaktaki çarşıda iğneden ipliğe, kadın çorabından çocuk kitabına her şeyin bulunduğu eski zaman tuhafiyecisinin, manavın, çorbacının, balıkçının, meyhanenin, hepsi birbirini tanıyıp sevişen mahalle halkına zevkle ve gururla hizmet götürdüğü yıllarda durmuş. durmuş ama, hani nerede kıvrılmış saçlarıyla evlerinin önünde oturan süslü hanımlar, onların önünden çapkın adımlarla agora meyhanesi'ne seğirten melon şapkalı beyler; bakkal niko, şekerci bünyamin, balıkçı avram, boyacı haşim? arnavut kaldırmlar yerli yerinde; bitişik nizam cumbalı taş evler yıllardır bir çiviye muhtaç ama hala ayakta; kiliseler, sinagoglar, hamamlar, ayaklanıp gidecek değil ya başka semte; işte o tuhaf yeşil-gri rengiyle sveti stefan buldar kilisesi, ahrida sinegogu, yanbol sinegogu da yerli yerinde. ama bir tuhaf. bir garip. bir donmuşluk. bir zamansızlık. "nesi tuhaf?" ben zaman. buyrun söyleyin" şu yüzyıllık evlerin arasına serilmiş çamaşır ipleri, çamurlu sokaklarda yalınayak oynayan çocuklar, kahvelerde bekleşen kasketli amcalar, sanki bir köy, sanki küçük bir kasaba burası, insana çantasına sahip çıkmasını söyleyen minik, gizli bir ürperti... "çok büyük bir ağaç değildi belki boyut olarak balat ama dalları dolu doluydu, her mevsimle. pek çok dili, pek çok dini taşıdı yıllarca.".................... "birkaç yıldır gözler üzerinde ikisininde. unesco- avrupa birliği gibi kuruluşlar tarafından desteklenen fener-balat semtleri rehabilitasyon projesi araç. amaç, buraların doğal yaspısını koruyarak 200 evi restore etmek. ve tabii bir de halkın refah seviyesni yükseltmek. ama belki tam da semt sakinlerinin kendilerinin durup oturduğu gibi, proje istenen hızda gitmiyor. otuz beş yıllık evin tarihi taş fıın, yüz yıllık merkez şekercisi ve bir zamanlar neşeli bestelerin eksik olmadığı agora meyhanesi yeniden dokunulmayı ve artık tarih değil, bugün olmayı bekliyor. hep bir bekleme hali... beklemek, buraya ait, burası için... fener'den balat'tan ev almaya başlayan hali vakti yerinde istanbullular gün gelecek, balat ikinci bir cihangir olacak, yatırımları prim yapacak diye bekliyor. peki acaba patrikhane kilisesindeki o noelde ön sıraya uzanan o aşk çağrısı da asılı kalmış mıdır havada, balat sokaklarındaki zaman gibi?....."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çiler ilhan/ travel+leisure/ nisan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mega projeler: 'Üç İstanbul'a altı usta mimar'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'un 50 yıl sonrası yeniden planlanırken, kentte oluşturulacak 'yeni merkezler', dünyaca ünlü mimarlara teslim ediliyor. Yeni kent merkezleri yedi yıldızlı oteller, Venedik'teki gibi su kanalları, lüks tatil köyleri, dev gösteri merkezleri ve büyük marinalarla donatılacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul üç merkeze ayrılıyor: Tarihi merkez Eminönü-Taksim hattının yanı sıra doğu yakasında Kartal, batı yakasında Basın Ekpres Bölgesi olmak üzere toplam 4.5-5 milyon nüfuslu iki yeni kent merkezine göre dizayn ediliyor. İstanbul Stratejik Planı'yla bu bölgelerde yaşayanların kent merkezine ticari, sosyal, eğitim, sağlık ve bürokrasi bağımlılığının kaldırılması amaçlanıyor. Kartal ve Basın Ekspres Bölgesi içindeki Küçükçekmece alt bölgesi dönüşüm projelerinde ilk adım bugün atılacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası jüri, dünyaca ünlü altı mimarın hazırladığı eserlerden ikisini seçerek 15 yıla yayılacak dönüşüm projesini başlatacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi'nin (İMP) projesinde, yeni imar ve ulaşım planları da var. Eminönü, Taksim, Maslak, Levent gibi mevcut kent merkezi yükünü azaltmak için İstanbul, doğu ve batı yakası olarak iki bölgeye ayrılıyor. Böylece iki yaka arasında ticaret, sanayi, kültür, yönetim, konut ve rekreasyon alanlarındaki büyük dengesizliklerden kaynaklanan, tarihi çevre ile Boğaz kıyılarındaki yapılaşma ve trafik sorunu aşılmaya çalışılacak..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;radikal/ yaşam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikisini arda arda okuduktan sonra, biraz düşünmek lazım belki, venedik kanalları'nı kimler bekleyecek, besleyecek, içini kimler ve neler dolduracak, sahi bu mudur istediği bekleyenlerin?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114380393594618521?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114380393594618521/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114380393594618521' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114380393594618521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114380393594618521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/03/balatta-zaman-kolonya-ielerinin-tekrar.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114364013761593634</id><published>2006-03-29T16:11:00.000+03:00</published><updated>2006-03-29T16:48:57.683+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"CAPRICORN (Dec. 22-Jan. 19): &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The still, small voice within you usually just&lt;br /&gt;provides you vague platitudes about how to be a better citizen. But in the&lt;br /&gt;coming days, it will offer you truly useful information that could help you&lt;br /&gt;become richer, sexier, more popular, and more powerful. It may even give&lt;br /&gt;you the winning numbers of the lottery. Make damn sure you tune in.&lt;br /&gt;APRIL FOOL! The still, small voice within you does *not* just provide&lt;br /&gt;vague platitudes about how to be a better citizen. If you believe that,&lt;br /&gt;you're listening to the wrong still, small voice. In fact, the real one is&lt;br /&gt;always overflowing with extremely practical information about how to run&lt;br /&gt;your day-to-day life in a way that's fun and meaningful. &lt;strong&gt;Listen harder and&lt;br /&gt;faster than usual, please.&lt;/strong&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;listen harder and faster. than usual. bu cümleyi bu hafta çok duydum. belki artık yazılı olarak gelmesi gerekiyordu karşıma, oturup, bana anlattıklarını dinlemek için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazmak, içimden geldiği zaman güzel. gelmiyordu, hoffman'dan beri. en son artık bir arkadaşım bloguma önce 29, daha sonra o kadar etmeyeceğine karar verip 17 dolar teklif edince, belki bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. en son yazdıklarımdan beri sanırım sadece yazmak değil, çok şeyi yapmak gelmiyordu içimden. bahar şaşkınlığı gibi bir şey. hala da çok geldiğini söyleyemem. ama blogumu 17 dolara heba etmeye hiç niyetim yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114364013761593634?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114364013761593634/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114364013761593634' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114364013761593634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114364013761593634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/03/capricorn-dec.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114165340923773171</id><published>2006-03-06T15:23:00.000+02:00</published><updated>2006-03-06T15:56:49.756+02:00</updated><title type='text'>ı love hoffman</title><content type='html'>haftanın çiçeği; erengül. yanına biraz sümbül. ilk isimim gül olmasına rağmen haz alamadığım tek çiçek gül olsa gerek. laleleri bile artık sıkıcı bulmuyorum. eskiden bulurdum. resmini çizmenin en kolay olduğu çiçek olduğu için herhalde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haftanın erkeği kesinlikle güne güzel başlamamı sağlayan philip seymour hoffman. hoffman'a ilk filmlerinden beri garip ve anlamsız duygularla bağlıyım. hayatımdaki herkesi ilk nerede, nasıl gördüğümü hatırlıyorum. hoffman'ın payına, çocukluğumun ortalarına denk gelen scent of a woman düşüyor, film müziklerini hala dinlediğim. dünya üzerinde onu bu kadar çekici bulan tek insan olduğumu düşündüğümü söyledim bu sabah, vücuduma garip şekiller vermekle meşgul olan pilates hocası ajda'ya. hayır, değilmişim. kendisi dahil bir çok hoffmankolik tanıdığını, onunla aynı bölgede büyüdüğünü anlattı bana. (ajda ismi türk kendisi yeni yeni türk olmaya çalışan bir amerikalı.)koliklik sevmediğim ama arada sırada böyle vakalarda yakalandığım bir duygu. hoffman'ın nesinden hoşlanılabilir? çok şeyinden. baş döndüren kendine güveninden mesela. rol yapmak, hayatını bundan kazananlar için çok doğal olabilir, ama sanmıyorum ki, gerçek kendine duyulan güvenin rolü yapılabilsin. ı love hoffman. ve bugun sanki bir yakin arkadasim oscar almis gibi hissediyorum kendimi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114165340923773171?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114165340923773171/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114165340923773171' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114165340923773171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114165340923773171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/03/love-hoffman.html' title='ı love hoffman'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114123234560999521</id><published>2006-03-01T18:39:00.000+02:00</published><updated>2006-03-01T19:04:57.533+02:00</updated><title type='text'>coming undone seems to be a new olympic sport</title><content type='html'>by Gillian MacBeth-Louthan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In order for the universe to create from a point of perfection it has to honor itself first. The sun must fully shine for itself first and then and only then can it shine for others. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Is taking care of others an excuse not to take care of ones self? Is it an excuse for not doing the things one is destined to do.... These are the questions we all must ask ourselves right now as the outside world tries to suck us away from what we see as our path of purpose.... Do we kick and scream to hold onto self? Do we get angry when others try to take our time our peace our quiet? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We are continually distracted from what our perfect intentions are. We start each day out knowing what we are to accomplish but by the end of the day that list is still not crossed off.... Demands are so thick you could cook them on a grill.... Are we here for them or us?? Why are we so busy helping others accomplish their dreams their peace their security when we cannot even find our own or even get to our daily wash.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The energies worm there way into our meditations or prayers our affirmations. Why are we being magnetized in to something that we would normally not enter into? Guilt packs us a bag every other day we as we hold on tight to our drowning lives.....  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;As one who sees from a higher point of view and understanding you stand perplexed at the top of the mountain of self. looking out over the valley of you. Alas the valley has changed from land to water and there is no path unless you learn to part the seas of life. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We appear to be living several lives at once observing all of them with a grin and a growl. We want to help and be helpful walking others through their dreams with great rescue efforts on our part.  We grow tired, as the energies of others dramas grow thicker wrapping them selves around like a squeeze play. Days have grown shorter there is not even enough time to accomplish the bare necessities. You run in circles trying to fill the orders of your life not seeing anything accomplished fully. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Who am I and who am I suppose to be is the loudest prayer. Identifying with who you once were seems an impossible task like fueling up mid-galaxy. The drama of the day changes its clothes every hour .... Leaving much undone and strewn about. You seek to light upon a fence of sturdiness as the life winds come to dismantle your DNA and reality. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You question what you have known as truth up to now like an amnesia victim waking up in the wrong family. Do you surrender to what is happening or do you stand and fight for what you have known to be truth. You know you are morphing into someone or something else.... But what? Where is the blueprint the diagram that explains what is happening to you from the inside out. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Is this the ascension being pulled in several directions within a wormhole of confusion? Are you Dorothy or are you the witch as everything swirls around bringing multi-layered past lives back into the picture? Is this real or is this Memorex? The matrix seems to be issuing a tartan of experiences and you are every color and clan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coming undone seems to be an Olympic sport challenged by every one. Nature strikes a pose as she opens the door for the unbelievable to become believable. Explanations and signs are of what is to come seem undeniable, with layers of codes waiting to be seen. Classes become personalized as you act in your own Creational comedy of errors. Laughter is forgiving. You will see your collages of creation for all they are worth&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114123234560999521?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114123234560999521/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114123234560999521' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114123234560999521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114123234560999521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/03/coming-undone-seems-to-be-new-olympic.html' title='coming undone seems to be a new olympic sport'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114106019069621829</id><published>2006-02-27T18:09:00.000+02:00</published><updated>2006-02-27T19:10:26.516+02:00</updated><title type='text'>19'a mektup</title><content type='html'>madonna ile yapılan bir röportajı okudum bu öğlen, yemek yerken, kantin'de, tek başıma, bir yandan. çaylar içildikten, sohbet bittikten sonra son soruya gelmiş sıra; "19 yaşına mektup yazsan, neler anlatırdın ona?" aradan geçen 30 sene içinde anlatacak çok şeyi olmalı insanın. kendi 19 yaşım gün geçtikçe daha da uzaklaşıyor benden. madonna kadar olduğumda kendime neler anlatırdım, bilmiyorum. ama yine de düşündüm, ben 19 yaşıma mektup yazsam ilk neden bahsederdim, diye. "bir gün gelecek ve anlamsız sarı timsah derisi ayakkabıların olacak, yırtılana kadar giydiğin, içinde kendini muhteşem hissettiğin, kendi başına yemek yemek, yapmayı en sevdiğin şey olacak, sarı ve yırtık ayakkabılarına gülenler olacak ve bu senin çok hoşuna gidecek..."... duyduğum en güzel soru. madonna'nın cevabı: "you are not going to believe what's going to happen to you. but remeber these things: never take any of it personally. ıf you really want to be a revolutionary, you have to be prapared to be unpopular. don't do it if you really don't mean it and none of it is real"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114106019069621829?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114106019069621829/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114106019069621829' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114106019069621829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114106019069621829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/19a-mektup.html' title='19&apos;a mektup'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114105588879333315</id><published>2006-02-27T17:23:00.000+02:00</published><updated>2006-02-27T17:58:12.206+02:00</updated><title type='text'>kolumda bilezikler</title><content type='html'>yeni bir ay. az kaldı. bütün aylar bu kadar kısa olsun isterdim. butik şubat. nasıl geçtiğini anlamadan geçti gitti, kaydı ellerimden. butik şubat çok zevkliydi benim için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağzımda vichy tableti tadı bırakan bir yazdan kalma çocukluk arkadaşım elvan, yeni yaşına girdi. elvan'ın girdiği her yaş görkemli bir kutlama olabiliyor. her yeni yaşına, ayrı bir tema seçiyor haftalar öncesinden ve bu temaya kati suretle uyulmasını diliyor. istisnasız her sene ben, ayrık otu şeklinde en uyumsuz olarak yerimi alıyorum doğum günlerinde. ya yataktan kalkamayacak kadar ateşli hasta oluyorum ve herkesin belgin doruk gibi giyindiği partiye şömine önü, apreski üstü model kazaklarla sarmalanmış bir şekilde gidiyorum, ya bir gün önce dişlerimden ameliyat olduğum için ağzım şiş, suratsız oluyorum, ya şöyle ya böyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yaşın teması safariydi, elvan ayağının tozuyla cape town'dan döndüğü için. erkek arkadaşım olamayacaktı o gece, çok önceden biliyordum. heyecanla memo'yu aradım, temayı söylemeyi unuttum, o gece beraber gitmeye kadar verdik. memoyla bir kaç yudum içki içtiğim, dans ettiğim, saçmaladığım gecelerin özlemi var içimde, ne zamandır. yedik, içtik, içtik ve yine içtikten sonra doğum gününde yerimizi almak üzere yola koyulduk. elvan kelimeleri yuvarlayan ikimizi gördüğü zaman artık benim uyumsuzluğuma dayanamadığını fark etti, belime bağladığım kemerin afrika ile bir ilgisi olmadığını herkese ifşa etti ve kolundaki tahta bilezikleri teker teker benimkine transfer etti, memo'nun payına afrika ormanlarında yaşayan yılanlara ithafen bir plastik yılan düştü, boynuna takmak üzere ve ayrık otları olarak yerimizi aldık. içmeye, içmeye, içmeye devam ettik. bazen istiyor insan, unutmak, boş vermek, koyvermek, saçmalamak. gecenin nasıl bittiği konusunda net bir fikrim yok. aklımda tek kalan, elvan'ın kutlamasına dair, kendisinin bu kadar özendiği gecesine, davetiyesinden, ikram edilen içkisine, en güzel anlarda imdada yetişen yemeklere kadar, karşılık olarak insanların da ne kadar özendiği ve tüm yaşlarının kendisi kadar renkli geçmesini dilediğim, içimden, ve sabah uyandığımda kolumda bulduğum güzel bilezikler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114105588879333315?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114105588879333315/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114105588879333315' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114105588879333315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114105588879333315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/kolumda-bilezikler.html' title='kolumda bilezikler'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114105356277344274</id><published>2006-02-27T16:28:00.000+02:00</published><updated>2006-02-27T17:19:24.196+02:00</updated><title type='text'>bahar dalları</title><content type='html'>bir yandan bloga bakıyorum, bir yanda melis, msn'de bana neler hissettiğini tarif etmeye çalışıyor, uzak sayılmayan uzakta, diyor ki bazen alabildiğine özgür, bazen kakılmış, bazen ilginç, bazen yanlız... manik depresifin göbek adı olduğundan bahsediyor. arkadaşımı, onunla geçirdiğim ve geçirmediğim tüm vakitleri özlüyorum.  şimdi bahar geldi. bahar dalları, en sevdiğim, aldım bir sürü kendime. melis'e dedim ki; bahar geldi artık, çıkart kış melisini sisteminden artık, bahar melis ol. o sırada konuşma karıştı ve benim alter egomun naim süleymanoğlu olduğunu söyledi bana. dışarıdan, yan yana dizildiğinde anlamsız konuşmalar zinciri, ama aslında çok anlamlı şeyler bunlar bizim için. naim süleymanoğlu'na karşılık kendi alter egosunu perihan savaş olarak tanımladı. bir kere çok ateşli bir kavgaya tutuşmuştuk melis'le, nişantaşı'nda yürürken. kavganın en ortasında melis durdu ve bana dedi ki; "lezbiyen travestilere benziyoruz (ikisi bir arada nasıl gidiyor bilmiyorum), evde devam edelim." neden kavga ettiğimizi hatırlamıyorum. ama çok öfkeli olduğumu hatırlıyorum, içimde bir yerde. gitmek ve kalmak arasındayken o, ben çok öfkelenmiştim, ya giderse diye, çocukça. milano'da kuracağı yaşamın ona katacakları başımı döndürüyordu, gitmesini herkesten çok istiyordum, onunla beraber bunun için savaşmam gereken zamanlar oldu, başkalarına karşı, karışık bir durumdu çünkü. yine de canımın yandığını biliyordum, ya giderse diye. gitmesi kesinleştiği zaman çok hassaslaşmıştım. burnumu çeke çeke, gerçekten çocuklar gibi ve anlamsızca, kendimi mercan'a vurmuş, hac kıyafetleri satan bölgede ona hediye edecek bir seccade, namaz kıyafetleri, cami şeklinde saatler aramıştım, kötü, absürd hediyeler alıp verme alışkanlığımızın son örneğini oluştursun diye. içine mesaj yazmıştım; gavur ellerde yoldan çıkmaman için bunları sana hediye ediyorum... tüm hezeyanına rağmen biliyorum ki ait olduğu yer, kendisini en güzel ifade ettiği ve olmak istediği, hayatı boyunca, orası. içindeki çocuğu dinlemiş olmasından gurur duyuyorum. yapacağım en büyük hatalarda beni yüreklendirdiğini hatırlıyorum, lütfen yap bu hatayı, hiç bir şey olmayacak, çok eğlenir, gerekirse biraz ağlarız ama abartmayız diye. hayatım boyunca benim için en önemli şey bu oldu arkadaşlıklarımda. nereye kadar benimle gelebildiler ya da gelmeseler bile nereye kadar gitmeme izin verdiler. melis, benimle en sonuna kadar geldi. hiç ağlamadık, aldığımız risklere. can sıkanlar oldu elbet ama onları da bir şişe şarapla, olmadı shot shot tekilayla sistemimizden çıkarttık. bu kadar basitti yaptığımız hataların matematiği. yapılmayan hatalarınkinden çok daha basit en azından. her zaman en gözü kara, ilk sigarayı denemeyi teklif eden, ilk sarhoş olan, ilk aşık olan, ilk hatayı yapan ben oldum üçlü grubumuzda. ama biliyorum, melis olmasaydı hayatımızda, bu kadar ileri gidemeyebilirdim. bu anlattıklarımdan sonra melis'in içinde yeşerecek bahar dallarını özlem ve hasretle bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114105356277344274?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114105356277344274/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114105356277344274' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114105356277344274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114105356277344274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/bahar-dallar.html' title='bahar dalları'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114044664457035897</id><published>2006-02-20T16:42:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T16:44:04.586+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/Matchpoint1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/Matchpoint1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114044664457035897?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114044664457035897/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114044664457035897' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114044664457035897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114044664457035897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/blog-post_20.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114044482586359366</id><published>2006-02-20T15:42:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T16:13:53.510+02:00</updated><title type='text'>match point</title><content type='html'>cumartesi taş kağıt makas oynadıktan sonra sinema gişesinin önünde, erkek arkadaşımla (bu tanımlamayı da hiç sevmiyorum), match point/ maç sayısı galip geldi. çok güzeldi. şiir gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün gözüme çarptı bir eleştirisi filmin, demiş ki sayın eleştiren, bu filmin woody allen'ın yönettiğini bilmeden izleyenler şaşırabilirler. gerçekten. uzun zamandır seyrettiğim en gerçek hayata yakın, süslü ama süssüz, taze, yer yer kalp buran, yer yer havalandıran ama çok fazla düşündüren. nedir sadakat dediğimiz, başkasına sadık olmak adına kendimize olan sadakatimizden bir şeyler verdiğimiz oluyor mu arada sırada olsa bile, esas kadın kimdir, nereye kadar esas kadındır, aşk üzeri toz şekerlerle kaplanmadan da anlatılabilir mi, çirkinlikleriyle de beraber, o zaman da bu kadar ilgi çekici olabilir mi, şanş nedir, şanslı doğanlar ve doğmayanların naturası ne derece farklıdır, ya top diğer tarafa geçmek yerine filede seker ve geri düşerse... bu sorduklarımın cevapları, çok kuvvetli anlatılmış, her sahnede, bazen başım döndü seyrederken. kendimi onun yerine koymak hatasına düştüm, iki kadın da oldum. oysa hiç sevmem kendimi bir başkasının trajedilerinin ortasına koyup hayal etmeyi. misery loves company denir hani, çaresizlik arkadaş sever diye baştan savma bir şekilde çevrilebilir. bulaşıcıdır. acıma yavrum, acınırsın derler büyükler bazen. bu sebepten. ama filmde bolca düştüm bu hataya. film olduğu için belki...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114044482586359366?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114044482586359366/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114044482586359366' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114044482586359366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114044482586359366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/match-point.html' title='match point'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114044209660991524</id><published>2006-02-20T15:17:00.000+02:00</published><updated>2006-02-20T15:28:17.853+02:00</updated><title type='text'>frezya tadında bir gün</title><content type='html'>frezyalar... her yerde. demek ki bahar geliyor yavaştan. çingeneler neşelenmeye, fiyatları aşağıya çekmeye başladılar. insanlar daha güler yüzlü sanki. mesela, ben. sabah uyanmak için daha fazla neden. katmanlardan sıyrılmak. laleler de var. çok güzeller, hepsi. bu öğlen, erken gittim biraz, gitmem gereken zamandan, bir randevuma. yürüdüm bebek'te, salındım daha doğrusu. sanki herkes yeni uyanıyor gibiydi, telaşlı ama sakin, hızlı ama yavaş. ya da sadece ben, yeni uyanıyorum, kış uykumdan ve bunları görmek istiyorum etrafımda. frezyalarla doldurdum evimi dün, bugün de dergiyi. kokudan başım dönüyor. pilatese gittim. bir arkadaşımı gördüm, annesi ile birlikte gelmişler benden önceki derse. bana biraz keyifsiz olduğundan bahsetti, panik atağı varmış. annesi gülümsedi kocaman ve bana dedi ki; "yavrum, onun babası da panik atakçı, dinlemezsen geçer. japonlar deprem olurken gazete okumaya devam ederlermiş, deprem de geçer gidermiş. bu da böyle.." gerçekten, bu da böyle. ne kadar güzel özetledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114044209660991524?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114044209660991524/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114044209660991524' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114044209660991524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114044209660991524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/frezya-tadnda-bir-gn.html' title='frezya tadında bir gün'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114014094334178572</id><published>2006-02-17T03:40:00.000+02:00</published><updated>2006-02-17T03:49:03.356+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>every single day, every word you say, every bond you break, every step you take... ı ll be watching you.. diyen bir sarki var. sting versiyonunu seviyorum ben. uykumu kaciran bir korkum oldugunda, atacagim adima dair, cesaret edebileceklerime ya da edemeyeceklerime, suphem oldugu zaman, aklima getirdigim... kimdir beni seyrettigini dusundugum, kendimle ilgili curet edecegim her ne olursa olsun yanimda olacagina inandigim, belki beni dinledigini, bazen sacmaladigimi soyledigini hayal ettigim, assam bile haddimi... acaba? bilmiyorum. yine de hayal etmek kendisini bana gostermeyen dostumu, beni her durumda gulumsetiyor. uykumun kactigi gecelerde ozellikle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114014094334178572?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114014094334178572/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114014094334178572' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114014094334178572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114014094334178572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/every-single-day-every-word-you-say.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-114008567291399441</id><published>2006-02-16T12:27:00.000+02:00</published><updated>2006-02-16T12:27:52.913+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/MickJagger_SuperBowl_400.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/MickJagger_SuperBowl_400.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-114008567291399441?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/114008567291399441/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=114008567291399441' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114008567291399441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/114008567291399441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/blog-post_16.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113992920065264155</id><published>2006-02-14T16:46:00.000+02:00</published><updated>2006-02-14T17:00:00.716+02:00</updated><title type='text'>elis zinterhofen</title><content type='html'>beni çok yakından tanıyan arkadaşlarım, çocukluk hallerimi bilecek kadar, arada bana elis derler, elif yerine. bunun sebebi, benim küçükken hep başka bir insan olmanın nasıl bir şey olduğunu merak etmemdi. şimdi dönüp baktığımda, ciddi bir karakter bölünmesi yaşamış olabileceğime kanaat getiriyorum. annemin karşı komşusunun oğlunun ismi musti, alman üvey babasından olan üvey kardeşinin ki ise tomas'tı. musti müslüman, tomas hristiyan. çok ilgimi çekerdi o fark, nasıl bir şey acaba diye. gel zaman git zaman, kardeşimle katıldığımız bir haftasonu çocuk gezisinde yan koltuğuma düşen, ismimi soran sevgi ptırcığına kendimi elis olarak tanıtmış, bunun sebebini ise hristiyan olmamla açıklamıştım. gezi otobüsü ani frenler yaptığında istavroz çıkartıp, yüce meryem dediğim için pek inandırıcı olduğumu sanmıştım. en arkada sıkılan emre, yolun yarısında yanıma gelip;"elif, arkaya gelsene oynarız." dediğinde sevgi pıtırcığı emre'ye dönüp; "o elif değil, elis, çünkü o hristiyan" deme gafletinde bulununca foyam ortaya çıkmıştı. çünkü emre, o yaşın zekası ile ailecek dinimize sövüldüğünü sanıp kızı dövmekle tehdit etmişti. diğer haftasonları emre ve musti ile oturmak, yanlız kalmak zorunda kalmak, kimliğim hakkında yalan söylediğim için canımı sıkmıştı elbette ama çok da değil. çünkü ben gerçekten elis'tim. sıra arkadaşım, okuldaki en yakın arkadaşım, hayatımın o dönemki rol modeli zeynep solak olduğu için mesela, merak ederdim onun haleti ruhiyesini, kendime bir sol elle yazma defteri yapmış ve gerçekten de iki elimle yazabilecek kıvama gelmiştim. her sabah ilk işimiz çantalarımızı, defterlerimizi, kalem kutularını değiştirip birbirimizin yerine geçmek olurdu zeynep'le. ilk kim sıkıldı acaba bu frp oyunundan? zeynep'in bugün mühendis olması onun benden daha zeki olabileceğini gösteriyor. belki zeynep'ti o halde. elis ve zeynep nereden aklıma geldi... gelen basın bültenlerinden birinde adımın elis olduğunu görünce... sevgiler, "elis zinterhofen", seni asla unutmayacağım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113992920065264155?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113992920065264155/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113992920065264155' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113992920065264155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113992920065264155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/elis-zinterhofen.html' title='elis zinterhofen'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113992802631902839</id><published>2006-02-14T16:17:00.000+02:00</published><updated>2006-02-14T16:42:40.116+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>bu sabah erkenden uyandım. yapacak çok şey birikmişti aklımda, huzursuzlandım, heyecanlandım vs vs vs... ilk işlerimi hallettikten sonra bir arkadaşımın çok güzel çikolataları var dediği bir dükkana gittim, güzel truffles lar alıp kendi yaptıklarımın neleri eksik olabilir bakmak istiyorum ve devamlı tatlı tüketmek geliyor içimden. demişti ki birisi, ruhun fazla havalandığında canın hep tatlı ister, topraklanmak gibi... belki. dükkan, beni çok ürküttü, her yerden tüyler, kırmızılar, varaklı süsler, sepetler, jelatinler, pembe danteller. fazla kalmamak için birkaç çikolata seçtim. paket için bana verdikleri seçeneklere burun kıvırmam tezgahtaki hanımı kızdırdı sanırım, bir surat... pembe organze ruhuma hitap eden bir seçim değil. ya da yeşil organze. ya da mavi organze. ya da organze. paket yapılırken bir tanesinden tattım aldıklarımın, portakallı çikolata. tadı bana hiç bir ilham vermedi yine de nasıl yaptıklarını sordum. tezgahtaki hanım bana; " e, biz çikolataları yapmıyoruz, dışardan alıyoruz" dedi, nereden diye sorduğumda da "her yerden..." dedi. üzüntü ve muz kabuğu diye geçirdim içimden, calimero gibi. çünkü ben oraya herhangi bir yerden alınma çikolata almak için gitmedim, kapısında bilmemne chocolatier yazdığı için denemek istedim. nedir bu, ya çeşitli markaların isimleri verilerek sergilenirler çikolatalar ya da o dükkanın yapımıdırlar... ben mi çok çekilmez bir insanım, çok mu iticiyim hatta. ama tattığım portakallılar marketlerde de var, bolca. ne anladım ben bu işten? verdiğim para umrumda değil, belli ki packaging için ödediğim bir mebla. bu kadar ayan ve beyan aptal yerine koyarken sizi ciddiye alıp dükkanınıza gelen insanları, onların görgü, tad alma kapasitesi, verilen hizmetin ayrımını yapabilecek zekada olmasını hiçe sayarak, tebrik edilecek bir küstahlık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113992802631902839?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113992802631902839/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113992802631902839' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113992802631902839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113992802631902839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/bu-sabah-erkenden-uyandm.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113985310349723278</id><published>2006-02-13T19:33:00.000+02:00</published><updated>2006-02-13T19:51:44.426+02:00</updated><title type='text'>kaykaylı yoga</title><content type='html'>kısa bir tatil yaptım geldim. dün gece, tv'de haberlere bakarken - öylesine, çünkü haberleri seyretmiyorum, nedenini dün gece bir kere daha anladım- ankara'yı seyrettim, kar altında ezilen, çarpışan, sefil olan insanları ve arabaları. merak ettiğim şeyler var. burası istanbul ve kar, daha bir kaç sene öncesine kadar nispeten nadir bir olaydı. afallamak normaldi. ama ankara. mesela. ezelden beri, her kış sezonu aynı bandı yayınlasa haber şefi, şaşırmayız hiç birimiz. görüntüler hep aynı. sefalet, yaşanan, hep aynı. her sene bu kadar kar yağışı olduğu, şu şu bölgeleri derinden etkilediği, bu kadar zarara yol açacağı bilinirken, nasıl oluyor da insanlar, kara uyumlu, onunla harmonize olmuş şekilde yaşamaya alışamıyorlar. dağdaydım. kar, hepimizi kaldığımız mekanlara tutsak etti, camdan bakmak bile yordu kimi zaman. ama orada yaşayanlara baktım, çalışanlara, onlar için hayat devam ediyordu. afallayan bizlerdik. kimse kapatmamıştı dükkanını, kimse hayvan kürklerine bürünmemişti, kar, onlar için olağandı... hayatın akışına, mevsime, coğrafyaya bu kadar yabancı kalan bir şehri, o şehrin insanını, yönetimini anlamaya çalışıyorum ama zorlanıyorum. istanbul. başka bir konu. kar yağdığı anda elini kolunu nereye koyacağını bilemeyen, arabasını nasıl idare edeceğini şöförler, evini savaş ambarına dönüştüren ev kadınları, sanki kutuplarda yaşar gibi giyinmiş insanlar, kar yağsa da hava yumuşakken... bu şehir böyle, iklimi bu, en kötü ve iyi ihtimaller ortada. iklime bu kadar direnmenin, bu kadar duyarsız bakmanın havanın bile koşuluna... karların ilk erdiği gün aynı eski alışkanlıklara dönüp de tekrar yağdığında arap saçına dönmenin... anlamı vardır elbet ama ben algılayamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni yılla beraber dilekler yazmaktaz aldığım zevki yazmıştım sanki. belki de yazdığımı sanmıştım. böyle diyorum çünkü çok keskin bir hayal dünyam olduğunu keşfettim. çoğu zaman aramam gerekenleri aradığımı, söylemek istediklerimi söylediğimi sanıyorum ama sonra bakıyorum ki, ben aramayı aklımda yapmışım, işleme dökmemişim. neyse. ilki çikolata kursu gibi geyik bir istekti. ikincisi, yavaş yavaş yuvarlanan hatlarımdan rahatsız olmak konusunda bir şey yapmaktı, oturup düşünmek yerine. bu sabah pilates e başladım. kaykaylı yoga mübarek. pasif cimnastik salonu vardı bir tane yeşilköy'de biz küçükken, adı; "slender you" idi. itina ile slender edilir. canımızın sıkıldığı bir gün doluşmuş, o yaşın acımasızlığı ile kıkırdayıp durmuştuk bize aletleri gösteren tombik ötesi sahibine. bu sabah, o gün geldi aklıma, nereden nereye... heyecanlıyım, galiba seveceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte böyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113985310349723278?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113985310349723278/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113985310349723278' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113985310349723278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113985310349723278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/kaykayl-yoga.html' title='kaykaylı yoga'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113932821787656876</id><published>2006-02-07T17:46:00.000+02:00</published><updated>2006-02-07T18:03:37.940+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>geçen akşam hayatta en sevdiğim işlerden birisine giriştim, mutfak alışverişi. bir zamanlar duyduğım komplo teorisine -süper, hiper marketlerde alma isteğini uyandıracak gizli gazlar kullanıldığı- ben şiddetle inanıyorum. ne kadar sürebilir haftalık alışverişiniz, elinizdeki liste ile en alakasız ne alabilirsiniz, rafta duran ürün nasıl ezelden beri ona ihtiyacınız olduğunu duygusuna sürükler, almazsanız eksik ve "semi" olarak yaşayacağınızı hissedersiniz? belki, karakteri yeterince güçlü, sağlam, oturmuş insanlar vardır ve onların böyle zaafları yoktur. belki onlar minyatür nane ağacı gördüklerinde, "ah, ben hep kendi nanemi yetiştirmek istedim, işte bu bir fırsat" demeden geçebilirler, ben geçemiyorum. çünkü ben ev, özellikle mutfak alışverişi konusunda bahsettiğim özelliklere sahip değilim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama en son market seansında gördüm ki, benim durumum hala çok iyi. çayların, kahvelerin, şekerlerin dizildiği bölmeye geldiğimde, sebebini hatırlamıyorum yavaşladım. o bölümden alacağım bir şey yoktu, sadece geçiyor muydum hatırlamıyorum. iki küçük çocuk bir kadın geçtiler yanımdan. nükleer aile sandım. ama sonra çocuklardan birisi (en fazla 9 yaşında olabilir) yavaşladı bitki çaylarının önünde, uzun uzun baktı, markalara, içindekilere, bulacağını buldu ve haykırdı: "eğer bu gece sizde kalmamı istiyorsan bana bunu almak zorundasın çünkü ben her sabah ekinezya çayı içerim, bu olmadan güne başlayamam!!" "sen de iç, bağışıklık sistemin güçlenir, cildine de iyi gelir.." düşündüm bende alsam mı, biraz kırıklık var sanki üzerimde diye, ama vazgeçtim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113932821787656876?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113932821787656876/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113932821787656876' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113932821787656876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113932821787656876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/geen-akam-hayatta-en-sevdiim-ilerden.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113923463754800170</id><published>2006-02-06T16:00:00.000+02:00</published><updated>2006-02-06T16:03:57.546+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/truffes2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/truffes2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113923463754800170?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113923463754800170/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113923463754800170' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923463754800170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923463754800170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/blog-post.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113923440081397984</id><published>2006-02-06T15:21:00.000+02:00</published><updated>2006-02-06T16:00:02.076+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>sevgililer günü'nden haz etmiyorum, hem de hiç. her bir yanda karşıma çıkan kalpler, kırmızı gecelikler, içimi dağlayan aşk sözleri, kalp şeklinde şeffaf kutuların içinde satılan iç çamaşırları ya da bir gül de olabilir elbet, trafik felci... şimdi, yine başladı bu trafik. akmerkez'e yakın oturuyorum, başım dönüyor her girip çıktığımda, kırmızı görmekten. ben, içinde kırmızının hiç bir tonu olmayan, sadece bana özel, benim yaptığım, gösterişsiz ama zahmetli bir şey seçtim, sevdiğime vermek için. o gün vereceğimi sanmıyorum. belki bir gün sonra, ya da önce, ya da ne zaman içimden gelirse. onunda kendini zorunlu hissetmeyeceğini biliyorum hatta umuyorum. çikolata kursuna biraz da bunun için gittim, kavrayabilmek için nasıl olacağını kafamdakilerin. hayatta en çok sevdiği şey yemek yemek olan birisi için, çikolatanın başını her şeyden çok döndürdüğü, daha başka bir hediye düşünemiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113923440081397984?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113923440081397984/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113923440081397984' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923440081397984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923440081397984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/sevgililer-gnnden-haz-etmiyorum-hem-de.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113923205323787737</id><published>2006-02-06T15:17:00.000+02:00</published><updated>2006-02-06T15:20:53.613+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/dragonfly-white.0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/dragonfly-white.0.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde olmak istediğim ruh hali...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113923205323787737?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113923205323787737/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113923205323787737' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923205323787737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923205323787737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/iinde-olmak-istediim-ruh-hali.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113923110692353519</id><published>2006-02-06T14:59:00.000+02:00</published><updated>2006-02-06T15:05:06.953+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/rosendahl-kay-bojesen-monkey.0.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/rosendahl-kay-bojesen-monkey.0.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ruh halim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113923110692353519?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113923110692353519/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113923110692353519' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923110692353519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113923110692353519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/ruh-halim.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113917318574732219</id><published>2006-02-05T22:59:00.000+02:00</published><updated>2006-02-05T22:59:45.840+02:00</updated><title type='text'>cikolata kursu ve mustaaa bey</title><content type='html'>bu aksamustu, uzun zamandir heves ettigim cikolata kursuna katildim. senem, cagla ve cagla'nin iki kuzeni ile birlikte. bir kere daha "pahalidir, vardir hikmeti, ucuzdur vardir illeti" sozunun dogruluguna iman ettim. elimde sadece orada yaptigim cikolatalar ile geri dondum, kullandigimiz plastik bozuntusu ucuz ama simdi ilk etapta aramakla ugrasamayacagimiz kaliplari almamiza bile izin verilmedi. aklimda sadece şefin yardimcisi mustafa bey'e "mustaaaaaaa" diye bagrinmasi, cagla'nin neresinden baksam sevimli bulamadigim kuzeninin delici bakislari, "cikolata sosunu uzatir misin" dedigimde, "uzatamam, oradakini alin" demesi kaldi. bir de sevimli gozuken, ev ahalisine tattirdigim ve begendiklerini sandigim birkac cesit cikolata. daha once cookbook'ta katildigim ekmek yapma kursundan sonra, bundan da cok fazla bir sey beklemiyordum. yaptigim yemegin uzerine dusunmeyi, onu, canli, yasayan bir organizma gibi gormeyi, tadina varabilmeyi seviyorum. arkamdan mustaa bey ve turevleri kovalarken... olmuyor iste. laf olsun diye ortaya yapilan espirilere gulmekte olmuyor hele ki etrafim ilk defa gordugum bir dolu sevgi pitircigi ile cevrili ise, sevimli gozukmek icin kendilerini zorlayan. senem, benimle gecen vakitlerden idmanli oldugu icin, benim ne zaman ve tam olarak hangi noktada oradan koptugumu, baska bir aleme daldigimi cok guzel yakalayabildigi icin benim adima not aldi, benimle saklama kutularini paylasti, onlari dizmeme yardim etti, ben de yaptiklarimizin fotograflarini cektim. icimdeki polyanna, temelde ne yapmam gerektigini az cok anladigimi, guzel tarifler ve bir tutam yaraticilik ile beni idare edecek cikolatalari yapabilecegimi soyluyor. mustaaa bey ne dusunur, orasini bilemem!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113917318574732219?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113917318574732219/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113917318574732219' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113917318574732219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113917318574732219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/02/cikolata-kursu-ve-mustaaa-bey.html' title='cikolata kursu ve mustaaa bey'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113870930301054299</id><published>2006-01-31T12:44:00.000+02:00</published><updated>2006-01-31T14:08:23.556+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"yerli martha stewart" çağla ile birlikte, bayat ekmekten orjinal yemekler yarışmasına katılmaya karar verdik. hummalı bir çalışma içine girdik, tarifler havada uçuşuyor, bir menü şeklinde mi hazırlansak yoksa tek bir yemekten mi yola çıksak... karar vermeye çalışıyoruz. mail trafiğimizi gören birisi, pekala cordon bleu'nun şeflik yarışmasına katıldığımızı zannedebilir. ödülün ne olduğunu bile bilmiyoruz tam olarak, çok da umurumuzda değil çünkü şu anda çok eğleniyoruz. hava çok güzel. kış ve güneşli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113870930301054299?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113870930301054299/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113870930301054299' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113870930301054299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113870930301054299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/yerli-martha-stewart-ala-ile-birlikte.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113837830387878504</id><published>2006-01-27T16:40:00.000+02:00</published><updated>2006-01-27T18:11:44.100+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/k%3F%3Fs%20sark%3F%3Fs%3F%3F.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/k%3F%3Fs%20sark%3F%3Fs%3F%3F.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113837830387878504?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113837830387878504/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113837830387878504' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113837830387878504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113837830387878504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/blog-post_113837830387878504.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113837260571262151</id><published>2006-01-27T16:06:00.000+02:00</published><updated>2006-01-27T16:36:45.766+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>"tolkien'in "noel baba'dan mektuplar" kitabını çeviren 16 yaşındaki roksan çağlar, gulyabanilerin saldırı tarihi 1453'ü, "akla istanbul'un fethi geliyor" diyerek çıkardı. okuyanus yayınevi için çeviri metnini hazırlayan 16 yaşındaki leyla roksan çağlar, &lt;strong&gt;dinsel bir önyargı olduğu gerekçesiyle &lt;/strong&gt;tolkien'in &lt;strong&gt;orijinal metnindeki &lt;/strong&gt;1453 tarihini çıkardığını, özellikle çocuklara yönelik kitapta önyargı bulunmaması gerektiğini söyledi. "o tarih okununca akla ilkönce İstanbul'un fethi geliyor. çocuklar da bunu düşünecektir. bu nedenle çıkarmayı uygun gördüm" dedi." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;roksan, beni üzdü. büyük talihsizlik. hem kendi, hem tolkien, hem de temsil ettiği yayınevi için. çok erken, çok zamansız kapılmış gitmiş sanki "komplo" zihniyetine. tolkien'e bile düşünme ve yaratma hakkı vermiyoruz sanki, kendi arızalı düşünme şeklimizden dolayı. cüneyd zapsu'nun eşine, sadece belki de o bir "zapsu" olduğu için ve gönlünden geçen bir şekilde ibadetini yerine getirme hakkını vermediğimiz, yağan kara bakıp yorum yapan meteoroloji müdürlüğü'nün; "bu kar, kartopu oynamaya, kardan adam yapmaya elverişli değildir" diyerek çocukların oyun oynama, vakit geçirme şekillerine vermediğimiz gibi. ama bu saydıklarımın içinde beni en çok sıkıştıran, üzen, 16 yaşındaki roksan'ın düşünme şekli oldu. çok daha farklı şeyler düşünmeli, farklı dünyalar anlatmalı, kendi yaşıtlarının, değişen, kimsenin akıl sır erdiremediği, hızına yetişemediği dna'larına bakarak, sanki...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113837260571262151?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113837260571262151/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113837260571262151' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113837260571262151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113837260571262151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/blog-post_27.html' title='...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113810072369433856</id><published>2006-01-24T12:59:00.000+02:00</published><updated>2006-01-24T13:05:23.696+02:00</updated><title type='text'>bayat ekmek yarışması</title><content type='html'>sefer tası hareketi, ekmek israfını önlemeye yönelik bir yarışma düzenliyormuş. benim ilgimi çekti lakin bayat ekmekten türetebileceğim orjinal bir yemek yok aklımda..: "endüstriyel fast food karşıtlarının benimseyebileceği en gerçekçi yaklaşım" sloganıyla çeşitli organizasyonlara ve çalışmalara imza atan sefer tası hareketi ekmek israfını önleyebilmek için "bayat ekmekten orijinal yemek yapma yarışması" gerçekleştirecek. profesyonel aşçılar dışında tüm yemek meraklıları yarışmaya davetli. yarışmaya katılmak isteyen kişilerin, adları, yaşları, cinsiyetleri, meslekleri (emekli, ev hanımı, memur gibi), açık adresleri, telefon numaraları, (varsa) faks numaraları ve e-posta adresleri ile yarışmaya girecek yemeğin malzemesini (ölçü belirterek) ve yapılışını yazılı olarak, 10 mart 2006 tarihine kadar, sefertası hareketi sekreterliği'nin 0216 565 24 07 numaralı faksına veya info@sefertasihareketi.org e-posta adresine bildirmeleri gerekmektedir. Yarışma hakkında ayrıntılı bilgi için: www.sefertasihareketi.org"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113810072369433856?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113810072369433856/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113810072369433856' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113810072369433856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113810072369433856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/bayat-ekmek-yarmas.html' title='bayat ekmek yarışması'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113810002121674335</id><published>2006-01-24T12:40:00.000+02:00</published><updated>2006-01-24T12:53:41.230+02:00</updated><title type='text'>kelebek etkisi</title><content type='html'>kar, usul usul. mehmet barlas demiş ki, geleceği kesin biçimde bilmek bazen can sıkıyor. meteorolojiden girmiş, bebeklerin cinsiyetinden devam etmiş ve en son türkiye'den çıkmış. benim hoşuma gitti. çünkü her şeyi ve en çok yağacak karı önceden bilmek benim çok canımı sıkıyor! oysa ne kadar romantik geliyor kulağıma butterfly effect dedikleri ve kanadını usulca çırpan kelebeğin nasıl da bir fırtınanın sebebi olabileceği gerçeği. hava, gerçekten de, kaos teorisinin ön gördüğü gibi karmaşık ve çok değişken. geçen hafta yapılan eksi 20 lik ütopik hava tahminine gülümsüyorum. benim rast geldiğim, afet koordinasyon merkezi tarafından yayınlanan uyarıyı okuduğumda kendimi "the day after tomorrow" filminde hayal etmiştim. bu kadar ütopik ve abartılı bir tahmine göre insanların aldıkları önlemler, hep yemek üzerine. bir bakın marketlere, hala stokladıklarına eminim gidenlerin, 3 aylık yemeklerini. ama trafik üzerine önlem alan çok az insan gördüm ben yollarda. yine, herkes, lunaparkta gibi, gidiyoruz. içimden çünkü "dumkof"(bkz: halis dumkof/ bizimkiler)uz demek geliyor, ayıp olmasından korkuyorum. karın tadını çıkartamıyorum, dergi gününe denk geldiği için. olsun. seyretmek bile çok güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113810002121674335?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113810002121674335/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113810002121674335' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113810002121674335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113810002121674335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/kelebek-etkisi.html' title='kelebek etkisi'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113776731339405050</id><published>2006-01-20T16:01:00.000+02:00</published><updated>2006-01-20T16:28:33.443+02:00</updated><title type='text'>katil kim?</title><content type='html'>"...Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, doğanın çok önemli bir işaret verdiğini, bunun Türk insanının yaşam kültürünü değiştirmesini gerektirecek kadar yaşamsal olduğunu söylüyor... Akdağ, önlemlerin kesin sonuç vermesi ve kalıcı olması için Türkiye'de tereddüt edilmeden ev ölçeğinde beslenen yaklaşık 10 milyon tavuğun itlaf edilmesi gerektiğini vurguluyor. Akdağ, bu görüşünün gerekçesini şöyle özetliyor:&lt;br /&gt;"Kuş gribi virüsü göçmen kuşlardan kümes hayvanlarına bulaşıyor. Onlardan da temas eden insanlara. Kuşların göç yollarını değiştiremeyeceğimize göre bu sorun sürekli bir nitelik taşıyor. Türkiye'de virüsün insanlara bulaşmasının nedeni, kırsal kesimde, ev veya bahçe ölçeğinde kümes hayvanı beslenmesi. Elbette bunun ekonomik nedenlerini anlıyorum ama sonuçta devlet 3-5-10 kümes hayvanının sağladığı ekonomik katkıyı telafi edebilir. Bu ekonomik kayıp karşısında dağınık ve açıkta kümes hayvanı beslenmesinin insanlarımıza yönelik olarak taşıdığı tehlike dikkate alınırsa, ihmal edilebilir boyuttadır. Tarım Bakanlığımızın tespitlerine göre Türkiye'de ev ölçeğinde beslenen kümes hayvanı sayısı 10 milyon civarındadır. Bana göre kesin ve kalıcı çözüm, bu hayvanların itlaf edilmesi ve bu tür kümes hayvanı beslemenin tümüyle terk edilmesidir..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fikret bila'nın milliyet'te ki köşesinden aldım. bunun hemen ardından wwwf'ten defne akman'ın chi için hazırladığı yazıyla devam etmek istiyorum. yazı chi için ancak çalışma uzun ve ciddi bir araştırmanın sonucu. besbelli sayın akdağ'ın girişmeye üşendiği türden bir araştırmanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kuş gribinin sukuşları ve göçmen kuşlar aracılığı ile yayıldığı konusunda yaygın bir kanı bulunuyor. Halbuki WWF ve doğa koruma konusunda çalışan ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları kuşların ayrı göç dönemleri olduğunu ve iklim koşullarına göre şekillendiğini salgının sorumlularının göçmen kuşlar olmadığını belirtiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WWF'nin de katılımcılar arasında yer aldığı, Nairobi'de 20-25 Kasım arasında gerçekleştirilen 8. Akit Taraflar Konferansı'nın altında yapılan Göçmen Türler Konferansı'nda kuş gribi konusu önemli bir yer teşkil etti. Toplantıda kuşların doğal yaşam alanlarından ayrılması, sulak alanların ve diğer yaşam alanlarının  değiştirilmesinin kuş gribinin yayılmasını durdurmak için etkili yöntemler olmadığı, bilakis bu tip uygulamaların durumu daha da vahimleştireceği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuş gribi salgını, 2003 yılında kümes hayvanlarının sağlıksız ortamlarda yetiştirildiği Güney Doğu Asya'da  hasta hayvanların ticareti sonucunda yayıldı. &lt;br /&gt;Canlı hayvan pazarlarının bu salgının yayılmasında büyük rol oynadığı, HPAI H5N1 virüsünün kaynağının 1997'de Hong Kong'daki tavuk çiftliklerinde olduğu saptandı. 2004 yılında salgının tavuk çiftliklerinde görülmesinden 3 yıl önce, Vietnam'da Hanoi'de HPAI H5N1'in, kuş marketlerinde kazlarda görüldüğü belgelere geçirildi.  HPAI H5N1 virüsünün Çin'den Kore'ye, Japonya'dan Tayvan'a kadar ithal edilen ördek etlerinde görüldüğü bilinmekte. Asya'da halen kümes hayvanları ve ürünleri yasadışı şekillerde batı ülkelerine ithal edilmekte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göçmen kuşlar, Asya'da ortaya çıkan kuş gribinin batıya yayılmasının nedeni olarak gösterilmekte. Bununla birlikte bu sonbahar itibariyle Asya'nın doğusunda,  Güney Asya ve Afrika'da herhangi bir kuş gribi vakası görülmedi. Güney göç yolları üzerinde bulunan Avrupa'nın doğusunda görülen kuş gribi vakaları ise kümes hayvanlarının ve ürünlerin ithalatından kaynaklanıyor. Dolayısıyla göçmen kuşların kuş gribinin sorumlusu olduğu hipotezi henüz kanıtlanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan kümes hayvanlarıyla temas eden göçmen kuşlar, hastalanmakta ve ölmektedir. Göçmen kuşlar kuş gribinin sorumlusu değil, kurbanıdır. Kümes hayvanlarıyla salya, dışkı ve diğer kanallarla temasta bulunan göçmen kuşlar da bu salgına yakalanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin, Kazakistan ve Güney Rusya'da ki salgın kuş göç yollarıyla değil ana yollar ve demiryollarıyla, bu yollar üzerinden gerçekleştirilen kümes hayvanlarının ticareti sonucu yayılmıştır. Salgınların ağırlıklı olarak yazın yani  kuşların uçamadığı, tüylerini döktüğü zaman ortaya çıkması da bir başka ilginç durumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) hasta  kümes hayvanlarının dışkıları, balık çiftliklerinde ve tarımda kullanılmasının son derece tehlikeli olduğunu belirtmektedir. Rusya'daki balık çiftlikleri tavuk dışkılarını balık çiftliklerinde gübre olarak kullanmış, Avrupa'nın doğusunda ise tarımda kullanılmıştır. Vietnam hükümeti ise vatandaşlarını tavuk dışkılarını nehirlere ve sulak alanlara atmama konusunda uyarmış ve ciddi tedbirler almıştır. Öte yandan Ekim ayında Romanya ve Hırvatistan'da balık çiftliklerinde kuğuların öldüğüne rastlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40 yılı aşkın süredir 100'ün üzerinde ülkede tür koruma konusunda çalışmalarını yürüten WWF ise göçmen türlerin, dünyamızın biyolojik çeşitliliğin korunması, kültürel ve doğal mirasımız için son derece önemli olduğunu belirtiyor. WWF Türkiye, yetkilileri, mücadele çalışmalarını  kümes hayvanları ve canlı hayvan ticareti üzerinde yoğunlaştırmaya davet ediyor. Özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar ise şöyle: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta kümes hayvanlarının alandan dışarı çıkarılmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasta kümes hayvanlarının dışkılarının gübre olarak kullanılmasının engellenmesi, balık çiftliklerinde ve tarımda kullanılmasının engellenmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası canlı hayvan ticaretine kısıtlamalar getirilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WWF Türkiye, kuş gribiyle mücadelede hepimize bir takım görevler düştüğünü, sulak alanlarda vatandaşların su kuşlarına yaklaşmaması, kuş ölüleri gördüğünde her ilin valilikleri altında kurulan kuş gribi kriz masalarını bilgilendirmesi gerektiğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünyada tür koruma çalışmalarını yürüten ve insanların doğayla uyum içinde yaşayacakları bir gelecek için çalışan WWF,  tehdit altındaki türlerin neslinin devamı, yaşam alanlarının korunması ve yönetimi, bu alanlarda sağlıklı ekosistemlerin ve yaşamın oturtularak yöre halkının sürdürülebilir şekilde faaliyetlerini yürütülmesi için çalışıyor."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113776731339405050?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113776731339405050/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113776731339405050' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113776731339405050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113776731339405050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/katil-kim.html' title='katil kim?'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113776459026099402</id><published>2006-01-20T15:25:00.001+02:00</published><updated>2006-01-20T15:47:26.966+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>nuriye akman, ali sabancı ile söyleşmiş. besbelli yakın oldukları. kendinize yakın hissettiğinizle röportaj yapmak her zaman çok daha keyifli, çok daha verimli olur, en azından benim için. ama arada bazı şeyler vardır ki, siz konuşsanız da okuyan eğreti bulur, hissedersiniz bunu, kendinize saklarsınız. ali sabancı'nın akman'a ikide bir "abla" diye hitap etmesi gibi mesela. "abla". sanırım, röportajı edit eden redaktör de bu durumdan sıkılmış, kendince dalgasını geçerken bir soruya eklediği "abla"yı da silmeyi unutmuş! türkçe tam karşılığını bulamadığım ama ingilizcesine bayıldığım için kullanacağım bir kelime var; "name droppping". tanıdığınız, yakın durduğunuz önemli -önemli kime göre?- isimlerin sizin hayatınızın bir parçası olduğunu göstermek için yapılan göndermeler. mesela leyla umar metodu. düşünemiyorum new york times'da mesela, ülkenin önemli sermayedar ailelerinden birisi ile yapılan bir söyleşi yayınlansın, o sermayedar karşısındakine abla diye hitap etsin, ya da laubaliliğin ingilizcesi her neyse ve bu yayınlansın, konuşulanların hepsi de bu bayağılığın içinde güme gitsin. nuriye akman, üslubu her zaman agresif, her zaman fazla baskıcı bulduğum ama çok güzel röportajlara imza atmış, yaptıklarının hakkını veren... ama. abla?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.zaman.com.tr/?bl=roportaj&amp;alt=&amp;trh=20060120&amp;hn=232978&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113776459026099402?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113776459026099402/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113776459026099402' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113776459026099402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113776459026099402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/nuriye-akman-ali-sabanc-ile-sylemi.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113769110986706765</id><published>2006-01-19T19:11:00.000+02:00</published><updated>2006-01-19T19:18:29.866+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0380.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/DSCN0380.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113769110986706765?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113769110986706765/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113769110986706765' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113769110986706765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113769110986706765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/blog-post_113769110986706765.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113769059629923133</id><published>2006-01-19T19:06:00.000+02:00</published><updated>2006-01-19T19:09:56.303+02:00</updated><title type='text'>post umun başına gelenler</title><content type='html'>melis geldi. bu gece kebap yemek istedi, kalabalik gittik yemege, anlatacak cok sey, dinlemek istedigim cok sey vardi ama hepsi yarim kaldi, ne ben doydum, ne de o. her gun maillestigim ve gun asiri telefonla konustugum birisine anlatmak isteyecegim nasil on binlerce sey olabilir, kendimle, sevdiklerimle, incindiklerim, gulumsediklerim, isimle ilgili ben de bilmiyorum. ama iste var. yazdigim mailler ne benim kalp kirikliklarimin tonajini, ne de kahkahamin desibelini uzaktakine anlatabilir cunku. disaridan bakildiginda belki bazen kibirli durdugumun farkindayim. kendim uzerinden fark ettigim bir sey; kibirin aslinda ne denli kocaman bir gorunmez paravan oldugu. o yuzden de cok severim ben kibirli, biraz uzak, biraz belki ukala insanlari. cunku kendisini paylasmak istemeyecegi kadar cok kiriklari, dusunceleri, kendilerine saklamak istedikleri hikayeleri vardir onlarin. en guzel insanlar benim icin onlarin arasindan cikar. acmasi zor, yemesi lezzetli deniz bocekleri gibi. melis bana bir hediye aldigindan bahsetti. lucy van pelt'e ozel bir karikatur kitabi. ben bir snoopy, peanuts ama en cok lucy van pelt hayraniyim. snoopy'nin babasi charles schulz'u benim oldurdugume inanır memo. amerika'nin bir ucra kasabasindaki kitapcıda salinirken gozume carpan snoopy kitaplarina bakip "bak memo, bunlari cizen adam oldu" dememin uzerinden sadece bir kac saat gectikten sonra haberlerde onun oldugu duyurulmustu. bu bakimdan. lucy, karakterlerin icinde en kibirlisi, en insani deli edenidir. melis beni lucy'ye benzetir, kotu kalpli oldugu icin. ama daha bu gece ona bir sey anlatirken, benim altin kalbimden dem vurdu. buyrun iste, bu ne perhiz ne lahana tursusu. yine benim teorime gore, arkadaslarina en cok deger veren ve en gercek tepkileri veren lucy'dir. iclerinde en asktan ayaklari kesilen. hediyeme kavusmak icin heyecanliyim. bir kucuk sorun var, oda kitabin italyanca olmasi, melis'in bu gercegi bu gece fark etmesi. olsun. yine de cok degerli. ozendigi, benim hosuma gidecek bir hediye uzerinde kafa yordugu icin. hediye vermeyi, almaktan daha cok seviyorum. sart degil her zaman bir sebep olmasi hediye almam icin. aldiklarimin karsimdaki insanin begenisi, meraki, zevki, ihtiyaci, tutkusu, eglencesi ile bagdasmasini istiyorum. diliyorum. bundan zevk aliyorum. neyse. raki hem cenemi dusurdu hem uykumu getirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu post'u geçen gece yazdım. evde kullandığım mac, blogger'ı her ne hikmetse japonca açıyor. yazdım, publish e bastığımı sandım, japonca versiyonu her ne ise publish'in ve yazdığım metin kayboldu! iki gündür bunun yasını tutarken ben bu post'un defne k.'nın blogunda comment bölümünde yer aldığını kendisinden öğrendim. hayır, o bana bunu kibarlık yapıp dile getirmemiş, fark edeceğimi düşünmüş, bir yanlışlık olduğunu hissetmiş, ama ya okuyanlar comment olarak bunu, kesin rakının beni fazla çarptığını düşünmüşlerdir! verdiğim geçici rahatsızlık için özür dilerim : )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113769059629923133?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113769059629923133/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113769059629923133' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113769059629923133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113769059629923133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/post-umun-bana-gelenler.html' title='post umun başına gelenler'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113769031073251858</id><published>2006-01-19T19:00:00.000+02:00</published><updated>2006-01-19T19:05:10.766+02:00</updated><title type='text'>ağlamanın keşfi</title><content type='html'>"Müzik dergisi Bant'ın bu ayki sayısında Ufuk Aras imzalı yazıdan: "Hep elimizin altında olmalarından mıdır bilmem, uzun yıllar Türk müziğine, Türk edebiyatına gerekli önemi vermediğimi şimdilerde anlıyorum. Sait Faik'ten 'Semaver'i okuyup, (Fikret Kızılok'tan) 'Zaman Zaman'ı dinliyorum bugünlerde. Önce hangisine ağlıyorum unuttum." Genç birisinin Türk edebiyatının gerçekten de en ağlanacak hikâyelerinden birini keşfettiğini duymak çok güzel aslında. Bir 'gözyaşı sürekliliği', bir unut(a)mayış var burada diye sevinilebilir. Ama bir yandan da insana son zamanlardaki 'ağlamanın keşfinin' tam ne olduğunu düşündürtüyor. 'Babam ve Oğlum'un bazı seanslarında ünlü kâğıt mendil firması bedava mendil dağıtmış, bunun bir şehir efsanesi olduğunu farzetmek istiyorum ama galiba değil. Ağlamanın keşfini kitlelere yayan filme pek değinilmeyen bir açıdan bakan Şebnem İşigüzel şöyle diyordu geçenlerde: "Halk, akın akın 'Babam ve Oğlum'a gidiyor ve ağlıyor. Peki, yakın tarihine gözyaşı döken halk (...) sinemadan çıkıp Kenan Evren ile karşılaştığında nasıl sorabiliyor: Paşam geçmiş olsun, kanseriniz nasıl?" Gerçekten de var böyle bir şey ve bu durum ağlamanın (yeniden) keşfinin bir tür toplumsal akıl karışıklığının tezahürlerinden biri olup olmadığını düşündürüyor. &lt;br /&gt;İşigüzel'in çizdiği portre Maya Sahnesi'nde sahnelenen 'Belkıs Düştü Kuyuya' adlı tek kişilik oyunda, aynı anda hem 'terörist gençlere acıyıp hem Evren Paşa'yı yakışıklı bulan' ev kadınında cisimleşiyor. Belkıs, bir yandan patates soyarken bir yandan bütün bir kafa karışıklığının trajikomiğini dile getiriyor. Mutlaka gidin; Belkıs'ı bir erkek oyuncu canlandırıyor, bu da her şeyden önce karakterin içinde bulunduğu, değerlerle ilgili 'tranvestitliğe' işaret ediyor sembolik ve esprili biçimde. (Huysuz Virjin'in gizli gözyaşları gibi bir şey.) &lt;br /&gt;Evet, kime, neye ağlanıyor?..... Ağlamanın toplu keşfi, bizde şu anda tam böyle bir özleme denk düşüyor galiba. Ama gözyaşlarının şiddeti, özlemi perdeliyor. Ağlamanın bu topraklardaki gerçek kraliçesi, uzlaşı özleminden de hiç bihaber olmayan Sezen Aksu'nun geçende en dingin, en olgun haliyle çıktığı TV programında duygusallıktan kendinden geçen telefondaki kadına dediği gibi: "O kadar abartmayın hanımefendi!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fatih özgüven, ağlamanın keşfine dair yazmış...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113769031073251858?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113769031073251858/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113769031073251858' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113769031073251858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113769031073251858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/alamann-kefi.html' title='ağlamanın keşfi'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113768673939415513</id><published>2006-01-19T18:02:00.000+02:00</published><updated>2006-01-19T18:05:39.406+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/einstein.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/einstein.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"My religion consists of a humble admiration of the illimitable superior spirit who reveals himself in the slight details we are able to perceive with our frail and feeble mind."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"A knowledge of the existence of something we cannot penetrate, our perceptions of the profoundest reason and the most radiant beauty, which only in their most primitive forms are accessible to our minds—it is this knowledge and this emotion that constitute true religiosity; in this sense, and this [sense] alone, I am a deeply religious man."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113768673939415513?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113768673939415513/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113768673939415513' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113768673939415513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113768673939415513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/blog-post_19.html' title='...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113760897367269053</id><published>2006-01-18T20:26:00.000+02:00</published><updated>2006-01-18T20:29:33.686+02:00</updated><title type='text'>geleceği kim kuracak</title><content type='html'>önce gülay göktürk'ün yazısını okudum. orada erbil tuşalp'in verdiği bir röportaja denk geldim. tuşalp, röportajının son sorunu kendi sorduğu bir soru ile yanıtlamış. demiş ki; "geleceği unutmayanların kuracağı bilinmiyor mu?"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://bugun.com.tr/yazardetay.asp?id=583&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; http://www.sanalhabermerkezi.com/Release/010703et.htm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113760897367269053?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113760897367269053/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113760897367269053' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113760897367269053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113760897367269053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/gelecei-kim-kuracak.html' title='geleceği kim kuracak'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113751654307711492</id><published>2006-01-17T18:47:00.001+02:00</published><updated>2006-01-17T18:49:03.090+02:00</updated><title type='text'>africa</title><content type='html'>I hear the drums echoing tonight&lt;br /&gt;But she hears only whispers of some quiet conversation&lt;br /&gt;She's coming in twelve-thirty flight&lt;br /&gt;Her moonlit wings reflect the stars that guide me towards&lt;br /&gt;salvation&lt;br /&gt;I stopped an old man along the way&lt;br /&gt;Hoping to find some old forgotten words or ancient melodies&lt;br /&gt;He turned to me as if to say: "Hurry boy, it's waiting there for&lt;br /&gt;you"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It's gonna take a lot to drag me away from you&lt;br /&gt;There's nothing that a hundred men or more could ever do&lt;br /&gt;I bless the rains down in Africa&lt;br /&gt;Gonna take some time to do the things we never had&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The wild dogs cry out in the night&lt;br /&gt;As they grow restless longing for some solitary company&lt;br /&gt;I know that I must do what's right&lt;br /&gt;Sure as Kilimanjaro rises like Olympus above the Serengeti&lt;br /&gt;I seek to cure what's deep inside, frightened of this thing that&lt;br /&gt;I've become&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOTO/Africa&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113751654307711492?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113751654307711492/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113751654307711492' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113751654307711492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113751654307711492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/africa_17.html' title='africa'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113751098901006851</id><published>2006-01-17T17:15:00.000+02:00</published><updated>2006-01-17T17:16:29.010+02:00</updated><title type='text'>ruh halim</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/frog.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/frog.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113751098901006851?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113751098901006851/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113751098901006851' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113751098901006851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113751098901006851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/ruh-halim.html' title='ruh halim'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113751039362017975</id><published>2006-01-17T16:58:00.000+02:00</published><updated>2006-01-17T17:06:33.620+02:00</updated><title type='text'>an vs. zaman</title><content type='html'>einstein'ın zamanın görece olduğuna dair teorileri çok ilgimi çekiyor. bilim kurgu romanı tadında. hoş, hiç sevmem bilim kurgu filmlerini, her zaman biraz soğuk, donuk ve abartılı bulurum. değişen şeyler, zamanla, hep abartılarak verilir, içlerinden insan faktörü çekilip alınmış gibi sanki. ama zamanın, einstein'ın dediği gibi, sadece şimdi'den ibaret olması, yarın ve dün kavramlarının izafi olmaları, ve şu satırları yazdığım sırada başka bir zaman boyutunda başka bir gerçeği yaşıyor olabileceğim fikri, beni çok eğlendiriyor! ve hatta zamanın göreceliliği ile ilintili seçenekler denizi. victor ananias'ın bir yazısına denk geldim, bir yerinde demiş ki; "İncelerek; özen, dikkat, sevgi, çaba ve teslimiyet ile değişimi farkedebilir, içinde yer alabilir ve hatta etkileyebiliriz. An'da olmak aslında geçmişe ve geleceğe yolculuk etmeden her ikisini de farkederek her an, anın değişimi ile birlikte değişerek yaşamak..." sonra da yeni yılınız kutlu olsun yerine "an'ınız kutlu olsun" dileğinde bulunmuş. çok daha mantıklı, olmayan bir gerçeği parçalara bölüp, sonra bir de o parçaların sonunu, başını kutlamaya kalkmaktan. çok mu izafi oldu? belki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113751039362017975?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113751039362017975/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113751039362017975' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113751039362017975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113751039362017975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/vs-zaman.html' title='an vs. zaman'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113750965118411990</id><published>2006-01-17T16:43:00.000+02:00</published><updated>2006-01-17T16:54:11.196+02:00</updated><title type='text'>beyaz ekmek tutkusu</title><content type='html'>bu sabah bir forward geldi. prof. dr. özcan köknel imzalı bir yazı dolaşıyor elden ele. o kadar çok düştüm ki bu forward tuzağına, herhangi bir vatandaşın kendi komplo teorilerini olmayan isimler üzerinden sağa sola yolladıkları. bir iki kere de utandım, benim yolladığım mailin içeriği araştıran zeki insanlar karşısında. bu sefer kendim araştırmaya karar verdim, özcan köknel'i arama cüretinde bulundum, bu yazı gerçekten size mi ait demek için. yerinde yoktu ama not bıraktım, tekrar arayacağıma dair, anlattım da neyin peşinde olduğumu. aradan iki saat geçti, tekrar aradım, bu sefer karşıma köknel çıktı. evet, yazı onun bir kitabından alıntı. koskoca profesör, sırf bana söyleyebilmek için hangi kitabında ve hangi sayfalarda olduğunu bu yazısının, ders çalışmıştı ben aramadan. tane tane anlatmayı da ihmal etmedi. nedir anlattığı konunun içeriği, neler yapılıyor bu konuda. özeni, inceliği, mütevaziliği beni utandırdı. yazının başlığı; beyaz ekmek tutkusu. tamah ettiğimiz, peşinde koştuğumuz beyaz ekmeğin içeriğinden yola çıkarak yapılmış çok güzel sosyolojik tespitler ve ne yediğimize dair gerçekler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Gelişmemiş, azgelişmiş, gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de çoğunluk, ekmeği temel besin maddesi olarak kullanıyor. Ülkemizde insanlar, günlük besin gereksiniminin yaklaşık yarısını ek¬mekten sağlıyor. Kişi başına günde 100-800 gram arasında, ortalama ola¬rak 350-400 gram ekmek tüketiliyor. İnsanların "beyaz ekmek merakı" nedeniyle kentte ve kırsal kesimde ekmekler beyaz undan yapılıyor. Beyaz un üretmek için değirmende,  buğday tanesinin içinden buğday özü oğulcuk ile kaba ve ince kepek ayrılıyor. Ayrılarak bir yana konulan bu buğday özü ile kaba ve ince kepekte, E vitamini, Omega-3 ve 6, protein, karbonhidrat, zengin vitamin, mineraller ve lif bulunuyor. Bu vitamin ve minerallere sahip olmayan beyaz undan yapılan "sünger ekmek" açlık duygusunu bastırıyor ama beslemiyor. Temel gıda maddesi olan ekmekten alması gereken enerjiyi, vitaminleri ve minarelleri alamıyor. Tam buğday unundan yapılan ekmek bile insanın sağlıklı beslenmesi için gerekli enerjinin yüzde kırkını sağlarken, buğdayın en önemli bölümleri çıkarılarak üretilen beyaz undan yapılmış beyaz ekmek yiyenler açlıklarını bastırıyor ama enerji alamıyor, sağlıkları bozuluyor...." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sadece bir bölümü yazının. ilgisini çekene gönderebilirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113750965118411990?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113750965118411990/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113750965118411990' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113750965118411990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113750965118411990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/beyaz-ekmek-tutkusu.html' title='beyaz ekmek tutkusu'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113741571730218067</id><published>2006-01-16T14:48:00.000+02:00</published><updated>2006-01-16T14:48:37.313+02:00</updated><title type='text'>arkadaşlık...</title><content type='html'>"Friendship should be surrounded with ceremonies and respects, and not crushed into corners. Friendship requires more time than poor busy men can usually command."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;r.w. emerson&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113741571730218067?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113741571730218067/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113741571730218067' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113741571730218067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113741571730218067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/arkadalk.html' title='arkadaşlık...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113736565714555654</id><published>2006-01-15T15:57:00.003+02:00</published><updated>2006-01-16T00:54:18.353+02:00</updated><title type='text'>cozette gecesi</title><content type='html'>dubai'den dondugum gece, bayraminda ikinci gecesi, erkek arkadasimin cok sevdigi, ortaokul ve lise de ikimizinde birlikte okudugu bir arkadasinin dogum gunu kutlamasina gitmek icap etti. yillar gecer, insanlar degisir, hem de cok ama arada adi konmayan bir sey, ayni kalir. o ayni kalan seyin hatirina, cig tavuk bile yenilir. o gece, benim icin, sanirim erkek arkadasim icinde cig tavugu yeme gecesiydi. yesilyurt'un en eski olusumu, hayatimin hic bir doneminde haz almadigim, isi ve gucu olmayan, hic yaslanmadiklarini zannederek inatla orada olmak icin her gece ugras veren, baktigimda her zaman icimi acitan insanlarin toplandigi klubun icinde ki tenis pub'da bir yemek. yol yorgunuydum, biraz nazli, biraz uykulu, biraz da isteksizce hazirlandim ama yine de huysuzluk yapmadim. eski arkadasinin onun icin cok sey ifade ettigini biliyorum, haksizlik olur huysuzluk etmek. geciktik haliyle. masada bize ayrilan bolume oturmadan once diger insanlarin bazilari ile tanistirildim. cogu benden yasca cok kucuk kizlardi, erkeklerdi. ben, nasil olsa klube gidiliyor, ne kadar giyinebilirim ki diyerek giyinmistim, yine de acaba fazla mi oldu diye de dusundum yolda, kendi kendime. oraya gittigimde kendimi cozette gibi hissettim... anladim ki bu dogum gunu gecesi orada bulunan cogu kizin gece disari cikma bahanesi olmustu ve galiba bu halley kuyruklu yildizin ortaya cikmasi gibi bir "okazyon"du onlar icin. o yaslarim cok geride degil, hatirliyorum yasadiklarimi, kim oldugumu kesfetmek icin yaptigim deneyleri, kendi uzerimde. hayatta ne oldugumu bulabilmek icin ugrastigimi. kaybolacagimi sandigimi. ama benim o yaslarimda icinde kaybolacagini sandigim hayat, o gece orada tanistigim kizlarin yasadiklarini tahmin ettigim hayattan cok farkliydi. belki baska bir yazida... karsimdaki kizlarin hepsi, amerikan genc celebrity lerin birer dubloru gibilerdi, birakin kendilerine has bir durusu, endami, havayi, kendilerine has bir burunlari bile olmadigini yakindan bakinca fark ettim cunku hepsi ayni modeldi. biraz daha zaman gecince benim burnuma bakmaya basladiklarini, acaba estetik mi diye dusunduklerini hatta kendilerince estetik olduguna karar verip doktorumun ismini tahmin etmeye calistiklarini dusundum (burnum estetik degil). hemen karsima denk gelen pamela anderson'in, onun yanindaki ashley olsen'in, pamela'nin yanindakinin j lo nun dublorleri oldugunu dusunup kendi kendime bir eglence yarattim. sonra erkek arkadasim da bu eglenceme dahil oldu, sikilarak ama dayanarak o geceyi atlattik. kizlar uzerinde buyuk bir hayal kirikligi ya da merak objesi oldugumun farkindayim. kendimi ayrik otlarinin en ayrigi gibi hissettim. ama ben yine de cok uzuldum, en cok da burunlarina. kim bilir ne kadar guzeldi hepsinin kemerli burunlari, ne kadar kendilerine hasti, lenssiz gozleri, ne kadar naif bakiyorlardi onlar olmadan...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113736565714555654?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113736565714555654/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113736565714555654' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113736565714555654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113736565714555654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/cozette-gecesi_15.html' title='cozette gecesi'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113735295689886542</id><published>2006-01-15T15:57:00.001+02:00</published><updated>2006-01-15T21:22:36.930+02:00</updated><title type='text'>en yavas gun</title><content type='html'>"life is a moment in space. when the dream is gone, it's a lonelier place.." barbara streisand, woman in love sarkisindan... en sevdigim ve haftanin benim icin en yavas gunu, yine bitti. hava, gercekten soguk. kar kokuyor. yagsa keske, diyorum icimden. masada cok guzel eski vazolari, icinde cok guzel cingene cicekleri olan bir yemek yedim bu gece, eve gelmeden. bir de yabanci vardi masada. karsidaki manzaraya hayran hayran bakarken ben, merak ettim en cok neyi sevdigini, bu sehre dair. kalkan baligi, dedi. bu, sanirim benim dubai'ye dair en ilgimi ceken seyin, onca sey icinde humus olmasi gibi bir durum. vazodaki ciceklerden birisini hatira yapmak istedim, kibrit kutusuna koymaya calisirken diger arkadasim, yapma, dedi. evinde olu bir sey tutar misin ki, olu bir cicek tutacaksin diye de ekledi. bilmem ki? mantikli geldi bana, ilk defa boyle bir aciklama duymak. sarki degisti; elton john&amp;kiki dee ve don't go breaking my heart. kiki dee'yi tanimiyorum. elton john'un ise nikita'si ni her dinleyisimde bugulaniyor gozlerim. neden acaba...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113735295689886542?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113735295689886542/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113735295689886542' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113735295689886542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113735295689886542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/en-yavas-gun.html' title='en yavas gun'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113733350665579688</id><published>2006-01-15T15:57:00.000+02:00</published><updated>2006-01-15T15:58:26.670+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"..In the beginning, Chaos, an amorphous, gaping void encompassing the entire universe, and surrounded by an unending stream of water ruled by the god Oceanus, was the domain of a goddess named Eurynome, which means "far-ruling" or "wide-wandering".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;She was the Goddess of All Things, and desired to make order out of the Chaos. By coupling with a huge and powerful snake, Ophion, or as some legends say, coupling with the North Wind, she gave birth to Eros, god of Love, also known as Protagonus, the "firstborn".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eurynome separated the sky from the sea by dancing on the waves of Oceanus. In this manner, she created great lands upon which she might wander, a veritable universe, populating it with exotic creatures such as Nymphs, Furies, and Charites as well as with countless beasts and monsters.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Also born out of Chaos were Gaia, called Earth, or Mother Earth, and Uranus, the embodiment of the Sky and the Heavens, as well as Tartarus, god of the sunless and terrible region beneath Gaia, the Earth.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaia and Uranus married and gave birth to the Titans, a race of formidable giants, which included a particularly wily giant named Cronus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In what has become one of the recurrent themes of Greek Mythology, Gaia and Uranus warned Cronus that a son of his would one day overpower him. Cronus therefore swallowed his numerous children by his wife Rhea, to keep that forecast from taking place.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This angered Gaia greatly, so when the youngest son, Zeus, was born, Gaia took a stone, wrapped it in swaddling clothes and offered it to Cronus to swallow. This satisfied Cronus, and Gaia was able to spirit the baby Zeus away to be raised in Crete, far from his grasping father.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In due course, Zeus grew up, came homeward, and got into immediate conflict with the tyrant Cronus, who did not know that this newcomer was his own son. Zeus needed his brothers and sisters help in slaying the tyrant, and Metis, Zeus's first wife, found a way of administering an emetic to Cronus, who then threw up his five previous children, who were Hestia, Demeter, Hera, Hades, and Poseidon. Together they went to battle against their father. The results were that all of his children, led by Zeus, vanquished Cronus forever into Tartarus' domain, the Dark World under the Earth.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thus, Zeus triumphed over not only his father, and his father's family of Giants, he triumphed over his brothers and sisters as well, dividing up the universe as he fancied, in short, bringing order out of Chaos.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;He made himself Supreme God over all, creating a great and beautiful place for his favored gods to live, on Mount Olympus, in Thessaly. All the others were left to fend for themselves in lands below Mount Olympus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeus made himself God of the Sky and all its phenomena, including the clouds as well as the thunderbolts. Hestia became goddess of the Hearth. To his brother Poseidon, he gave the rule of the Sea. Demeter became a goddess of Fertility, Hera (before she married Zeus and became a jealous wife), was goddess of Marriage and Childbirth, while Hades, one of his other brothers, was made god of the Underworld.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeus did indeed bring order out of Chaos, but one of his failings was that he did not look kindly upon the people, those creatures that populated the lands over which he reigned. Many were not beautiful, and Zeus had contempt for anyone who was not beautiful. And of course they were not immortal, as the Olympian gods were, and they complained about the lack of good food and the everlasting cold nights. Zeus ignored their complaints, while he and the other gods feasted endlessly on steaming hot game from the surrounding forests, and had great crackling fires in every room of their palaces where they lived in the cold winter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enter Prometheus, one of the Titans not vanquished in the war between Zeus and the giants. It is said in many myths that Prometheus had created d a race of people from clay, or that he had combined specks of every living creature, molded them together, and produced a new race, The Common Man. At the very least he was their champion before Zeus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fire for cooking and heating was reserved only for the gods to enjoy. Prometheus stole some of the sparks of a glowing fire from the Olympians, so that the people below Olympus could have fire for cooking and warmth in the winter, thus greatly improving their lot in life.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeus was furious at this insult to his absolute power, and had Prometheus bound and chained to a mountain, sending an eagle to attack him daily.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adding insult to injury, Zeus had his fellow Olympian, Hephaestus, fashion a wicked but beautiful creature to torment Prometheus. It was a woman, whom they named Pandora, which means "all gifts". She was given a precious and beautiful box, which she was told not to open, but curiosity got the better of her, and out flew "all the evils that plague men." The only "gift" that stayed in the box was "Hope".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So, from "far-ruling" Eurynome to the creation of the Common Man, Greek creation myths are inextricably filled with difficulties, though often ameliorated by the gift of Hope. A myriad of other myths tell of the joys and adventures of great heroes and heroines, other gods and goddesses, as well as fantastic creatures from all parts of ancient Greece..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113733350665579688?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113733350665579688/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113733350665579688' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113733350665579688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113733350665579688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/blog-post.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113728231501190981</id><published>2006-01-15T01:17:00.001+02:00</published><updated>2006-01-15T01:45:15.026+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>geldim. gitmek istediklerim listesinden bir tanesi silindi. dubai. ikinci gidisim, ilki hafizamda yer almayacak kadar kucukken yaptigim bir yolculuktu. ikincisi, daha guzel, daha ilgi cekici, bazen hayret verici, lezzetli, baharatli, genis, yavas... yavas cunku sanki arabistan'da zaman gecmiyor. gece bitmiyor, gun daha da bitmiyor. bir kucuk amerika, belki las vegas, belki daha az isikli, daha az canli, cok daha yavas, cok daha kendine has... yemekleri, ozellikle humusu, bembeyaz ve agızda seker gibi eriyen yumusacık, hafif baklavasi, nar taneleri ile susledikleri muteberi, 1001 cesit ekmekleri, genisligi, demir maskeleri ve siyah carsaflari icinde baslari bir kugu kadar dik gezen ve inanılmaz guzel gulumseyen kadinlari, kadinlarina saygilarina hayret ettigim entarili erkekleri, gece oldu mu yukaridan bakildiginda bana neden bilmiyorum "kucuk prenses" cizgi filmini hatirlatan silueti ile dubai, bende degisik bir etki birakti. cok daha farkli seyler gormeyi bekledigim icin mi. batinin hizina nazire yapan yavasligi mi. genisligi ve gorkemi mi. bilemiyorum... istanbul, her seye ragmen, en guzel. evde olmak, trafikte olmak, sogukta olmak en guzel sehirden bile guzel. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun. cok sevdigim eski bir arkadasimin anneannesini ziyaret etmek icin hastaneye gittim. yogun bakim kapisinda arkadasim ve digerleri ile tatli tali sohbet ederken, nasil olsa gececegini bilerek rahatsizligin ve biraz sonra normal bir odaya gececegini bilerek hastalarinin, yogun bakima bir sedye yanasmaya basladi. kucuk, cok kucuk, ben diyeyim 15 yasinda bir tatli oglancik icinde, goz kapaklarini gorebildim, kipir kipir. ardi sira annesi oldugunu tahmin ettigim genc ve cok guzel, magrur bir kadin, babasi, kiz kardesi... annesinin magrurlugu, meydan okur gibiydi, o ana... sanki bir tek o, inanarak oglunun en sonunda uyumaktan sikilacagina becerebilirdi onu uyandirmayi, bir trafik kazasinin ardindan 4 aydir uyuyan evladini. aklimdan cikmiyor simdi, o kadinin, o magrur bakisi. kararli hali. meydan okuyan. kendisine acimayan. etrafa goz ucuyla bile bakmayan. ben kader olsam, o kadinin o bakisina kanar, uyandirirdim oglunu. utanirdim hatta o kararliligin karsisinda, pes ederdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113728231501190981?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113728231501190981/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113728231501190981' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113728231501190981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113728231501190981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2006/01/geldim_15.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113588086367872498</id><published>2005-12-29T20:11:00.000+02:00</published><updated>2005-12-29T20:27:43.700+02:00</updated><title type='text'>çantamda neler var</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0379.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/DSCN0379.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çantamın içinde neler var? merak ederim, ilgimi çeken insanların, evleri nasıldır, çantalarında neler taşırlar diye. böyle birisini düşündüm yine. sonra kendi çantama baktım, neler taşıyorum diye. el kremi, dudak kremi, göz kalemi, starbucks mini nane tabletler (bunlara bağımlı olduğumu sanıyorum), foto şipşak makinem, cep telefonu, IPod, gayet süssüz şeffaf o.5 kalem, yine gayet süssüz lamy dolmakalem (ya da lamia), en süssüz not defteri (buna da bağımlı olabilirim. van gogh, matisse ve hemingway'de bu deftere yazıp çizerlermiş hohoyyt), geçen seneden kalma melek rozeti, çakmak (keybetmemem lazım, kaybetmemem lazım), sigara, dalgınlığımı sevmeyen ve her gittiğim yerde anahtar, cep telefonu vesaire unutmama kızan erkek arkadaşımın hediyesi uzuuuun mu uzun bir ipi olan anahtarlığım, hiç kaybolmuyor, cüzdan, yoksa basın ve kredi kartı ve 20 milyon üst üste konmuş ve lastiklenmiş formülasyon... uf ne çok şey. ne çok zahmet. gündüz zahmetli bir çantam var. gece, çanta kullanmıyorum. sapı olmayan el çantası, kartlar ve 2o ytl formülasyonu, dudak kremi, telefon. bu kadarcık. bir de toka.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113588086367872498?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113588086367872498/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113588086367872498' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113588086367872498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113588086367872498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/antamda-neler-var.html' title='çantamda neler var'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113587209246510470</id><published>2005-12-29T17:15:00.000+02:00</published><updated>2005-12-29T18:01:32.510+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>gitmek istediğim yerler: iskoçya/ findhorn foundation, machu pichu, tokya, prag, dubai, mardin, antakya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapmak istediklerim: çikolata kursu, orhan cem çetin'in ders verdiği dijital fotoğraf kursu, yemek günlüğü, yeni bir dergi, soru cevap blogu, blogum için profesyonel yardım almak, new age turizmi, bol bol kahkaha atmak, pilates öğrenmek, şekle şemale girmek, yine kahkaha atmak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113587209246510470?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113587209246510470/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113587209246510470' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113587209246510470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113587209246510470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/gitmek-istediim-yerler-iskoya-findhorn.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113586742852836339</id><published>2005-12-29T16:05:00.000+02:00</published><updated>2005-12-29T16:43:48.570+02:00</updated><title type='text'>yaşlı dostum sensei</title><content type='html'>şöyle bir yürümek ve nefes almak istedim. çamurlar içinde kaldım, geri döndüm. hava, en sevmediğim cinsten bugün. sabah araba kullanırken ne güzel vuruyordu güneş halbuki. fonda da; bye bye love çalarken. ikinci kez dergi yaptım bu ay. fazla yorulmadım. sakin olmaya, nefes alıp, nefes vermeye, kaybolmamaya gayret gösterdim. düşüncelere daldım bol bol. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dergiciliğe ilk adımlarımı gestapo ruhlu, alkolik, garip hezeyanları olan ama yine de garip bir şekilde sevdiğim, hem sevip hem nefret ettiğim bir adamın yanında attım. o, karısı ve ben. sudan çıkmış balık gibi. çalıştığımız dergi, saman kağıda basılıyordu. 3 forma, dergi tabiri ile, yani 16 sayfa çarpı 3. çalıştığımız katın sadece kullanılan odalardaki ışıkları yanardı. çay, kahve, yemek, temizlik, ısınma bizim mesuliyetimizdeydi. dışarıda 21. yy devam ederken biz, içeride 16 yy ı yaşardık. dergi tasarımı için kullanılan mac bilgisayar, 16 yaşındaydı. bunu apple'ın eski genel müdürüne söylediğimde, apple müzesi için alıp alamayacaklarını sormuştu bana. şaka yapmıyordu. zordu, dışarıdan bizi görenler için. bizim için, pek fark etmiyordu. benim bu düzensizlik içindeki düzene alışmam, uzun zaman aldı. bünyem, ne gestapoyu, ne karısını, ne onları her şeye rağmen içten içe sevdiğim hissini, ne ortada dönen sefaleti kabul etmek istemedi uzun zaman. o sensei, ben çekirgeydik. onun da beni, aynı şekilde sevdiğini biliyorum. hala. görüşmesekte. çalıştığımız odada bir de başka hanım vardı. başka bir dergiden mesul. kendisi, senseinin sevgilisiydi aynı zamanda. sevginin karmaşıklığına tanık oluyordum, her gün, karısını sevdiğini, hem de çok, bildiğim o garip adam, sevgilisine de hayrandı. iki kadın, birbirlerinden haberdar yaşıyorlardı, aynı odanın içinde. benim kalbimi çok kırdı bu üçlü delilik. ama onlar, belli ki alışmışlardı ya da artık kendilerine başka bir şans tanımıyorlardı. zaman, o odada o kadar yavaş geçiyordu ki. gün geldi, ben isteksiz olmaya başladım. geç gitmeye, erken çıkmaya, anlatmamaya, uğraşmamaya. olur ya bazen... huysuzlandı gestapo. her gün, benden bir önceki günden daha iyi işler ortaya çıkartmamı bekliyordu. sessizce. değişik bir insan yetiştirme anlayışı vardı. hem seven, hem döven.  hem de can yakan. hem nasıl can yakma. sözleri, bakışları, imaları ile. birgün... derginin o zaman ki patronu beni odasına çağırdı. yanına gittiğimde sensei ile birlikte oturuyorlardı. "bak" dedi patron, "sensei'nin (isim kullanmak istemiyorum) sana söyleyecekleri var elif. otur ve dinle kızım." oturdum ve dinledim. sensei bana dedi ki; "bak, elif. dünyanın en ama en nankör ve cilveli işini yapıyorsun. sana bakıyorum. gün gelecek buradan uçacak, başka yerlerde olacaksın. gün gelecek kendi işini yapacaksın. gün gelecek... işte o gün, çaycının bile kafasından neler geçtiğini bilmezsen, en stratejik elemanın yanından çekip gittiğinde, önlüğü giyip sırtına, mutfağa geçemezsen, sen bitersin. başlamadan. bu odayı iyi hatırla. " bu konuşmadan sonra sensei, bana bir dergiyi çıkartmak için gerekli ne varsa öğretti. okul gibi. tasarım, kapak, dizgi, editörlük, soru sormanın incelikleri, haberi sunmanın sırları, vereceklerin, vermeyeceklerin, matbaa, ve milyon tane detay. kendisi, çok eski bir gazeteciydi. her gazeteci gibi zaafları, zamana ait kırgınlıkları, hassas ve bu hassaslığını örtebilmek için demirden kalkanları olan, kendi elleri ile inşa ettiği, kendi işini kendisi gören, müdanasız ve çok "kurt". zaaflarından birisi sevgilisi diğeri alkoldü. bilirdim gelmediği günler, onu nereden arayacağımı. konuşulmamış, adı söylenmemiş bir sırdı aramızda. annesinin evinden. sevgilisiyle buluştuğu. bunu nasıl öğrenmiştim, korkmaz mıydım oradan arama cesaretini göstermeye, bilmiyorum. ama ben arardım, ne annesi, ne kendisi, ne de sevgilisi şaşardı bu duruma. gelmediği günler, zamanla derginin çıkacağı günlere denk gelmeye başladı. ben hep, o gelmeyecek korkusu ile mutfağa girdim, dergi mutfağına. o, hep son anda çıktı geldi. en son böyle yaptığında dergi çoktan bitmişti. o kadar korkmuştum ki. bugün, artık konuşmuyoruz. kırgın mıyız? belki. emek mi harcamak gelmiyor artık içimizden, yaşlı dostum ve benim? galiba. ama. bana, işime dair bildiğim ne varsa öğreten, sakin kalabilmenin sırrını fısıldayan yaşlı dostumu, gülümseyerek hatırlıyorum. ve o tozlu, karanlık odayı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113586742852836339?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113586742852836339/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113586742852836339' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113586742852836339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113586742852836339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/yal-dostum-sensei.html' title='yaşlı dostum sensei'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113576907460242699</id><published>2005-12-28T13:23:00.000+02:00</published><updated>2005-12-28T13:24:34.603+02:00</updated><title type='text'>maya the beeee maya the beeeee</title><content type='html'>Who's a friendly, little bee playing oh-so happily.&lt;br /&gt;Buzzing here and buzzing there.. Busy buzzing everywhere.&lt;br /&gt;Maya loves and Maya cares, Maya gives and Maya shares.&lt;br /&gt;Maya likes to play around, but she'll never let you down.&lt;br /&gt;Maya.. Maya the Bee. Maya... Maya the Bee&lt;br /&gt;See her flying through the air, buzzing here and buzzing there.&lt;br /&gt;Saying catch me if you dare, busy buzzing everywhere.&lt;br /&gt;Maya.. Maya the Bee. Maya.. Maya the Bee..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113576907460242699?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113576907460242699/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113576907460242699' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113576907460242699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113576907460242699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/maya-beeee-maya-beeeee.html' title='maya the beeee maya the beeeee'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113576866450098616</id><published>2005-12-28T13:16:00.000+02:00</published><updated>2005-12-28T13:17:44.500+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/maya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/maya.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arı maya'yı takdimimdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113576866450098616?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113576866450098616/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113576866450098616' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113576866450098616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113576866450098616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/ar-mayay-takdimimdir.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113576835004840371</id><published>2005-12-28T13:02:00.000+02:00</published><updated>2005-12-28T13:12:30.060+02:00</updated><title type='text'>arı maya</title><content type='html'>kokular. ellerim arı mayalı silgi kokuyor. pembe, yeşil, sarı. mavisi var mıydı? yoktu. bayılırdım kokusuna. kanserojen kelimesi çalınmamıştı kulaklarımıza. üzerinde stop! yapıştırması olan arabasıyla bir adam, her gün çıkışa gelir, arı mayalı silgiler, imam kolonyası, yapıştırmalar, şunlar, bunlar satardı. neye paran yeterse. silgiler bitmeye yüz tutunca, benim hevesim de çoktan kaçmış olurdu. ama bu koku, nasıl bir kokuysa, bitmek bilmezdi. sınıfın boy ortalamasının bayağı altında olduğum, belki bu sebepten sınıf arkadaşlarımın bazılarına abi ve abla diye hitap ettiğim için olsa gerek, bolca kandırılırdım. efendim, silgiler bitmeye yüz tutunca onları kaynar suya atarsam, diğerleri ile birleştirebilir, yeni bir silgi edebilirmişim. yok eğer bu reçete hoşuma gitmediyse, silgi tozları da yardımıma koşabilirmiş. çok denedim. anneannemi çıldırttığımı çok iyi hatırlıyorum. arı maya arı maya çikolata limonata arı maya arı maya doyum olmaz senin kokuna...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113576835004840371?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113576835004840371/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113576835004840371' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113576835004840371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113576835004840371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/ar-maya.html' title='arı maya'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113569947987008316</id><published>2005-12-27T18:04:00.000+02:00</published><updated>2005-12-27T18:04:39.873+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/santa-claus_wagon.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/santa-claus_wagon.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113569947987008316?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113569947987008316/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113569947987008316' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113569947987008316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113569947987008316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_113569947987008316.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113569925896251476</id><published>2005-12-27T17:39:00.000+02:00</published><updated>2005-12-27T18:00:58.973+02:00</updated><title type='text'>noel baba'dan mektuplar</title><content type='html'>j.r.r tolkien'in her noel çocuklarına yazdığı ve noel baba tarafından kuzey kutbu'ndan postalanmış süsü verdiği mektupları okudum, dün gece. kitap haline getirmişler. kitabın içinde, kaybolmak tehlikesi yaşadım. mektupların köşelerine çizkitirdiği şekiller, noel baba'nın hayatını anlatış biçimi, anlattığı hikayeleri resme döküşü, tolkien amcanın, başımı döndürdü. ne güzel bir miras. babamdan bana kalan ve kalacak olan en güzel miras, 1980'li yıllarda kaleme aldığı, Özal'ın 2000'e mektuplar projesi ile birlikte ptt'ye teslim ettiği, 2000 yılı, aralık sonu bir sabah uyandığımda kapımın altında bulduğum mektup. daktilo ile yazılmış, kalınca... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde kaybolduğum, yine, başımın döndüğü, zaman zaman ağlamaktan okumaya zorlandığım. babam, mektubunu yazarken, 2000 senesinde hayatta olmayacağını düşünüyormuş. nedense. ümitsiz olduğu, geleceğe dair, zamanlar olsa gerek. hatırlıyorum oysa o zamanları. hem de gayet net. kimsenin hatırlamadığımı sandığı bir biçimde. aynı zarftan ailenin tüm fertlerine ulaşınca anladım, babamın gerçekten de ümitsiz olduğunu. o da, benim gibi. anı ve an biriktirmeyi, onları yazmayı, arada sırada şöyle bir göz atmayı seviyor. gidilen ve içinde bol kahkaha atılan bir yerden mutlaka bir peçete, şekerleme kağıdı birşey soktuğumu görünce cebime, gülümsüyor bana. tuttuğum seyahat günlüklerine anlamsız gözlerle bakan sevdiklerime inat, o, onları önemsiyor. en son beraber gittiğimiz bir yemekte, makarnanın içindeki midye kabuğunu saklamak istedi benim garip canım. kabuğu bir güzel kolonyalı mendille temizledikten ve lavaboda sabunladıktan sonra babama gösterdim. sonra fark ettim ki, babam da içine not ve tarih düşmüş kalemle. anı kutuları, yeşiköy'de ki odamı toparlarken fark ettim ki, baş döndüren bir hadise. alıp götüren. zevk veren, acı veren, hatırlatan. resimler. ne acı çekerdim her fotoğraf makinesini gördüğümde, poz vermekten nefret ederdim. şimdi, ben, aynı eziyeti çektiriyorum tüm sevdiklerime. babamında, benim gibi günlükleri var. hem de interaktif günlükler. resimler, çizimler, kolajlarla süslenmiş. onları okuyabilen tek insan olduğumu biliyorum. gizli bir gurur. okumak eylemini gizli de yapmıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tolkien'in mektupları bana tüm bunları ve 2000'e mektupları düşündürdü. şimdi, yine yapsalar böyle bir uygulama, kimlere yazardık, kendimize ne kadar ömür biçerdik, babam dönüp o ümitsizliğine gülümsüyor mu, onu merak ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113569925896251476?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113569925896251476/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113569925896251476' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113569925896251476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113569925896251476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/noel-babadan-mektuplar.html' title='noel baba&apos;dan mektuplar'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113569792381215503</id><published>2005-12-27T17:37:00.000+02:00</published><updated>2005-12-27T17:38:43.823+02:00</updated><title type='text'>zaman nedir?</title><content type='html'>"the past is not dead. in fact, it's not even past" / william faulkner&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113569792381215503?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113569792381215503/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113569792381215503' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113569792381215503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113569792381215503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/zaman-nedir.html' title='zaman nedir?'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113568536908307186</id><published>2005-12-27T14:08:00.000+02:00</published><updated>2005-12-27T14:09:29.083+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/123.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/123.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113568536908307186?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113568536908307186/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113568536908307186' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113568536908307186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113568536908307186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_27.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113568516819628128</id><published>2005-12-27T13:16:00.000+02:00</published><updated>2005-12-27T14:06:08.210+02:00</updated><title type='text'>elektronik cezvem</title><content type='html'>aldığım en güzel hediye günde 4 fincan ile rekora koşan türk kahvesi bağımlılığıma ve onun ağzından dinlemeye bayıldığım kahve fallarına bir gönderme yapan senem'den geldi, ne kadar zamandır almak isteyipte hep ertelediğim, arzum'un türk kahvesi için ürettiği muhteşem çağın en olağanüstü buluşu. köpükse köpük, fal için gerekli rölyeflerse rölyefler, az telve ise az telve, tasarımsa tasarım. ve hayalini kurduğum dantelli kahve fincanları. lay lay lom.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113568516819628128?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113568516819628128/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113568516819628128' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113568516819628128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113568516819628128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/elektronik-cezvem.html' title='elektronik cezvem'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113568213831031495</id><published>2005-12-27T13:00:00.000+02:00</published><updated>2005-12-27T13:15:38.320+02:00</updated><title type='text'>kar, yeni yaş, organize işler ve böceksi haller</title><content type='html'>kar, tam da doğduğum günden bir gün önce şöyle bir gösterdi kendisini, sanki gönlümü almak ister gibi, biraz isteksizce yine de hatırımı kıramayarak. sonra da gösterdiği gibi gitti. akşama çoktan rüzgara karışmıştı bile. harika bir yaşı geride bıraktım. bundan sonraki yaşlarımında bu kadar harika olmaından başka bir dileğim yok. yaşım mı harikaydı ben mi, bilmiyorum. başka mı baktım sanki hayatıma, başka mı yaklaştım kendime... biraz daha göstersin istiyorum kar kendisini, bu kadar çabuk bıkmasın benden, şehirden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şehir, ne kadar güzel. bakmasını bilen gözlere. yoksa, elbet karanlık, puslu, uğultulu, bazen kokarca, bazen zor, bazen çok hilebaz ama bakmasını bilenler, olduğu gibi sevmenin tadına varanlar için istanbul; istanbul. organize işler'i seyrettik. istanbul'u. istanbul, filtrelenmiş, gökyüzünden anlatılmış, şehrin arkasına fon müziği gelmiş. bazıları iç çekti film boyunca; "ah ne güzelmiş, ah burası da neresi" diye. gösterdikleri yerler, gün yüzünde varoş diyerek önünden geçip gittikleri yerler oysa. korktukları, yanaşmadıkları, kendi insanlarının yaşadığı, o insanların kendi kurallarının hüküm sürdüğü. ben şehrime sahip çıkmıyorsam, elbet o kendisine sahip çıkana gösterecek yüzünü, onların kendi kuralları ile yaşamalarına, bir köşede izin verecek. gönlü bol şehir, ne yapsın ya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi. dergimin ocak sayısı çalındı. nerede, kimin elinde olduğu ve orada ne yaptığı muamma. yapacak bir şeyim yok. öfkelenmedim. konuşmaya değmez. verdiği sözü tutamayacağını anlayan grafiker "dostum" çareyi ortadan kaybolmakta ve giderken de yapılanları yapılmayanlar ortaya çıkmasın diye yanında götürmekte bulmuş. ne talihsiz! &lt;strong&gt;serkan zihli&lt;/strong&gt;, ismi. siz de denk gelir, çalışma gafletine düşerseniz diye söylüyorum. hiç yalan söylediniz mi? tatlı? ekşi? ya da şöyle kudretli bir yalan? en tatlısının bile insana ne tür bir aşağlık duygusu yaşattığını tattınız mı? ben en çok, birisi bana yalan söylediğinde, buna üzülürüm işte. kendisine çektirdiği o zahmet, sıkıntı ve aşağılamaya, kendisi aşağılayayım derken düştüğü böceksi duruma. o kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113568213831031495?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113568213831031495/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113568213831031495' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113568213831031495'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113568213831031495'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/kar-yeni-ya-organize-iler-ve-bceksi.html' title='kar, yeni yaş, organize işler ve böceksi haller'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113535076968150908</id><published>2005-12-23T16:33:00.000+02:00</published><updated>2005-12-23T17:12:49.706+02:00</updated><title type='text'>memoşka'ma</title><content type='html'>hava bugün çok soğuk, kapamaya başladı şimdi şimdi. dergi arkadaşlarım benim için süpriz bir erken kutlama hazırlamışlar. haberim yokmuş gibi yapmak durumundayım. ama öyledir ya, mutlaka haber uçar bir yerlerden. -muş gibi yapmaktan haz almıyorum ama olsun. berecemiyorum diye korkuyorum daha doğrusu. yarın, memo benim için bir süpriz hazırlık peşinde, gizli gizli, sinsi sinsi. oysa ben yine saat ve mekanı biliyorum. bu da ağızdan kaçanlardan bir tanesi. memedimi hüsrana uğratmamak için, her gün aptalı oynuyorum kendisine. hatta tatlı tatlı sitem yapıyorum, umurunda değil benim doğmuş olmam diye. bu aralar, aramız yok gibi görünüyoruz. var oysa. sadece dengelerimiz şaştı. fazla sitemkarız bazen, bazen hiç görüşmediğimiz oluyor, bazen çok fazla özleştiğimiz. ama işte, budur, en yakın olabilmek, en yakında durabilmek. bunlara bile gülümsemektir sadece, ciddiye almamak, "bilmek"tir, geçeceğini. çok uzun süre sevgililerimiz olmadan en yakındık. şimdi yine öyleyiz ama benim var, onun yok, arada "sevgililer"i oluyor. benim sevgilim onun en yakını aynı zamanda. e ben şimdi ne oluyorum? en yakın kız arkadaşı, elifi mi, yoksa en yakınının kız arkadaşı mı? buyrun buradan yakın, eh hal böyle olup kavramlar ara sıra şaşınca, alışagelmiş düzenler, pek doğal şimdiki halimiz. ama, ben ilk baştan beri biliyorum, dünya üzerinde hiç kimse hatırlamasa doğduğumu, benim bu coğrafya üzerinde yer aldığımı, memoşka yapar yapacağını bana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113535076968150908?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113535076968150908/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113535076968150908' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113535076968150908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113535076968150908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/memokama.html' title='memoşka&apos;ma'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113517482256933790</id><published>2005-12-21T16:15:00.000+02:00</published><updated>2005-12-21T16:20:22.570+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/%3F%3Fmidim.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/%3F%3Fmidim.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113517482256933790?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113517482256933790/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113517482256933790' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113517482256933790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113517482256933790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_113517482256933790.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113517402249058974</id><published>2005-12-21T15:51:00.000+02:00</published><updated>2005-12-21T16:07:02.500+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>CAPRICORN (Dec. 22-Jan. 19):  Happy Holy Daze, Capricorn! I've been&lt;br /&gt;meditating on the perfect holiday gifts for you. What items might inspire&lt;br /&gt;you to take maximum advantage of the cosmic currents in 2006? And&lt;br /&gt;the answer is: anything that makes you laugh harder, deeper, faster, and&lt;br /&gt;more often. For me that would be something like DVDs by comedians&lt;br /&gt;Margaret Cho, Chris Rock, Dave Chappelle, and Sarah Silverman, but you&lt;br /&gt;might need different stimuli. The point is, you've got to significantly raise&lt;br /&gt;your Laugh Quotient in the coming months. The astrological omens say&lt;br /&gt;it's the only strategy that's guaranteed to make you an expert problem-&lt;br /&gt;solver, increase your intelligence, and keep you in peak health.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113517402249058974?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113517402249058974/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113517402249058974' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113517402249058974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113517402249058974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_21.html' title='...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113509594043756724</id><published>2005-12-20T18:15:00.000+02:00</published><updated>2005-12-20T18:25:40.446+02:00</updated><title type='text'>küçük emrah'ın üzerine peydah olan melankoli</title><content type='html'>kara bayılıyorum ama böyle şahsiyetsizini hiç sevmem. kar dediğin sevenleri ayırmalı, yolları kapamalı, insan içinde kaybolmalı. bir melankoli ki peydah oldu üzerime, sormayın gitsin. kendimi küçük emrah gibi hissediyorum. kendi kendime yaptığım repliklere ne ben ne sevgilim ne arkadaşlarım inanamıyordur herhalde. kendi kendimle mi eğleniyorum acaba? galiba. canım sıkılıyor, ben de meşgale arıyor olsam gerek. günlük hayatta kullandığım bazı kelimelerin sırıttığını yeni yeni fark ediyorum. üzerime bir melankoli çöktü yerine neden peydah dediğimi ben de bilmiyorum. ya da mesela; meşgale...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113509594043756724?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113509594043756724/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113509594043756724' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113509594043756724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113509594043756724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/kk-emrahn-zerine-peydah-olan-melankoli.html' title='küçük emrah&apos;ın üzerine peydah olan melankoli'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113508231996749098</id><published>2005-12-20T14:31:00.001+02:00</published><updated>2005-12-20T14:38:39.966+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>...Capricorn's goat isn't your garden variety can eater with a bell around its neck. This is a free mountain goat, able to scale the great heights under difficult circumstances. Like this animal, most Capricorns aren't afraid of struggle. In fact, they often need a challenge to make their lives interesting.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Capricorn has also been represented as a goat-fish, a goat with the tail of a fish. This can be interpreted as describing the watery sensitivity that lies at the root of Capricorn's ambition. Its often tough exterior masks a more vulnerable person inside. The idea of the goat-fish also suggests that a spiritual base (the fish) is the perfect balance to worldly aspirations...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113508231996749098?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113508231996749098/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113508231996749098' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113508231996749098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113508231996749098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_113508231996749098.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113508161696135154</id><published>2005-12-20T14:06:00.000+02:00</published><updated>2005-12-20T14:26:56.973+02:00</updated><title type='text'>yeni bir yıl geliyor eskisi gidiyor power fm yeni yıla sizle giriyor</title><content type='html'>küçükken, her doğum günüm dağa giderdik senem'le, ikimiz. bazen kalabalık olurduk, bazen başbaşa. zirveye tırmanırken usul usul her sene aynı jingle çalınırdı kulaklarımıza; yeni bir yıl geliyor, eskisi gidiyor, power fm yeni yıla sizle giriyor. yeni bir yıl geliyor, eskisi gidiyor... bir yaşım daha bitmek üzere. aslında ne kadar hüzünlü bir hadise. neler yaptım son bir sene düşünüyorum, neleri becerdim, neleri yüzüme bulaştırdım, nelere en çok gülümsedim, nelere göz yaşı döktüm, aldığım kararların hangilerine uymuşum. ve yeni listemi hazırlıyorum. oğlak burcu, liste insanı. en çok istediğim mesela, çikolata yapmayı öğrenmek. yeni bir yıl geliyor, eskisi gidiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113508161696135154?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113508161696135154/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113508161696135154' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113508161696135154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113508161696135154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/yeni-bir-yl-geliyor-eskisi-gidiyor.html' title='yeni bir yıl geliyor eskisi gidiyor power fm yeni yıla sizle giriyor'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113508029999142504</id><published>2005-12-20T14:01:00.000+02:00</published><updated>2005-12-20T14:05:00.000+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/snow_man.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/snow_man.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113508029999142504?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113508029999142504/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113508029999142504' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113508029999142504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113508029999142504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_20.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113500902719122134</id><published>2005-12-19T18:09:00.000+02:00</published><updated>2005-12-19T18:17:07.193+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0392.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/DSCN0392.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113500902719122134?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113500902719122134/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113500902719122134' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113500902719122134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113500902719122134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_19.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113500851844606348</id><published>2005-12-19T18:05:00.000+02:00</published><updated>2005-12-19T18:08:38.456+02:00</updated><title type='text'>ya da john lennon</title><content type='html'>Imagine there's no heaven,&lt;br /&gt;It's easy if you try,&lt;br /&gt;No hell below us,&lt;br /&gt;Above us only sky,&lt;br /&gt;Imagine all the people&lt;br /&gt;living for today...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You may say I'm a dreamer,&lt;br /&gt;but Im not the only one,&lt;br /&gt;I hope some day you'll join us,&lt;br /&gt;And the world will live as one...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayalci olmak güzel. hayal kurduğumuz kadarını yaşıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113500851844606348?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113500851844606348/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113500851844606348' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113500851844606348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113500851844606348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/ya-da-john-lennon.html' title='ya da john lennon'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113500574601493591</id><published>2005-12-19T16:59:00.000+02:00</published><updated>2005-12-19T17:22:26.026+02:00</updated><title type='text'>beyaz elbise</title><content type='html'>You say you wander your own land&lt;br /&gt;But when I think about it I don't see how you can &lt;br /&gt;You're aching, you're breaking&lt;br /&gt;And I can see the pain in your eyes&lt;br /&gt;Says everybody's changing&lt;br /&gt;And I don't know why &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;So little time&lt;br /&gt;Try to understand that I'm&lt;br /&gt;Trying to make a move just to stay in the game&lt;br /&gt;I try to stay awake and remember my name&lt;br /&gt;But everybody's changing&lt;br /&gt;And I don't feel the same &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You're gone from here&lt;br /&gt;Soon you will disappear&lt;br /&gt;Fading into beautiful light&lt;br /&gt;cause everybody's changing&lt;br /&gt;And I don't feel right &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün gece. kendimi gördüm rüyamda. rüya mıydı, uyanık mıydım, arafta mıydım, kim bilir... beyaz bir pamuklu elbise, uçarı, rahat, içindeçokamaçokiyi hissettiğim, ayağımda da dizime kadar kauçuk yağmur çizmeleri, siyah. bu kıyafet kombinini bir yerde gördüğümden emindim, sabah uyandığımda. içinde kendimi ne kadar güzel, rahat, kendim gibi hissettiğimden de. sanki yatağımdan uyanmışım, peter pan'in peşi sıra camdan kaçıvermişim gibiydi. koştuğumu gördüm, değişik yerlere gittiğimi. her gittiğim durakta benim için çok anlamlı, özel belki yakın belki uzak insanlara rastladığımı, onlarla konuştuğumu. konuşmalar nedense kısa sürdü hep, ben hepsine sarıldım, tek yanaktan öptüm ve yoluma devam ettim. derinde bir yerde kırgın olduğum, belki fark etmeden kırdığımı hissettiğim, uzun zamandır görmediğim, gizli gizli özlediğim insanlardı hepsi. öptüğüm en son rüya arkadaşımdan sonra sekerek koştuğumu, fonda çalan müziği hatırlıyorum, ismini, cismini bilmediğim bir parça. güzel hissettiren cinsten. kelebek gibi hissettiğimi. kelebek, tam anlamıyla. ne kadar güzeldi. ne kadar uçarıydı. sonra oturdum, beyaz elbisem ve siyah çizmelerimle. soluklanmak için. ali murat'ı gördüm. bana geldiğini, yanımda oturduğunu, benimle konuştuğunu, kıkırdadığımızı, ama genel olarak sustuğumuzu, bir şey konuşma ihtiyacı duymadığımızı. yine de anladığımızı. bugün, şarkılar onun için. keane söylesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;When will you return to your old home again?&lt;br /&gt;May love lie around you&lt;br /&gt;Good fortunes surround you&lt;br /&gt;You know where to turn to&lt;br /&gt;When you need a friend&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;When I am an old man&lt;br /&gt;And live by the sea&lt;br /&gt;Will all your thoughts fly to me?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113500574601493591?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113500574601493591/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113500574601493591' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113500574601493591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113500574601493591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/beyaz-elbise.html' title='beyaz elbise'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113473190866523095</id><published>2005-12-16T13:11:00.000+02:00</published><updated>2005-12-16T13:18:28.666+02:00</updated><title type='text'>demode</title><content type='html'>"şişli adliyesi’nden gönderilen dosyayı beklediklerini dile getiren bakan çiçek, avrupa birliği’nin bu davayla yoğun biçimde ilgilenmesinin nedenin basın olduğunu ileri sürdü. bakan çiçek, “davanın bu hale gelesinde basının sorumluluğu var” dedi." hürriyet gazetesi'nden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok şükür, bazen işe yarıyoruz... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Orhan Pamuk davası dolayısıyla dünyanın en önemli insan hakları kuruluşlarının temsilcileri İstanbul'da. Türkiye'nin adı yeniden basın ve ifade özgürlüğünün ciddi biçimde tehlikede olduğu ülkeler arasında geçiyor. &lt;br /&gt;Ben şahsen bu durumdan utanıyorum. Devirler, hükümetler değişiyor, yasalar değişiyor, ama Türkiye'nin ifade özgürlüğü konusundaki bozuk sicili bir türlü değişmiyor. Tam değişti diyecekken öyle şeyler oluyor ki sanki hiçbir şey değişmemiş... Niçin böyle? Bu sorunun yanıtı uzun yıllardır hep hukuki düzlemde aranıyor. Anayasa doktrinleri, ceza yasası maddeleri üzerinde duruluyor. Ancak, belli ki, bu düzlem aranan yanıtı tam olarak veremiyor. Bence, ifade özgürlüğünden niçin bu kadar korktuğumuz sorusuna yanıt ararken iki ayrı disiplinden yardım almamız gerekiyor. Birincisi tarih. Edebi, kültürel, siyasal gelenek. İfade özgürlüğü konusunda bizim geleneğimiz çok zayıf. Türkiye'nin, örneğin, bir John Milton'u yok. O John Milton ki (1608-1674) 17. yüzyılın ortalarında şunu yazabilmişti: "Bir kitabı yasaklamakla bir insanı öldürmek arasında fark yoktur; bir insanı öldüren Tanrı'nın imgesi olan akıllı bir yaratığı öldürmüştür; iyi bir kitabı yasaklayan ise, aklın kendisini öldürmüş olur..." İfade özgürlüğünden niçin bu kadar çok korktuğumuz sorusuna ikinci yanıt, toplumsal bilimlerden, özellikle toplumsal psikoloji ve iletişimden geliyor. Bunu şöyle özetleyebiliriz: Kafamızdaki 'kanı ve fikir değiştirme kuramları', 'ikna' modelleri eski ve demode. Hatta, köhne. İşte o modeller bizi yanıltıyor." haluk şahin/ radikal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"demode" bence mükemmel bir tanımlama. çünkü tüm bu yaşananlar gerçekten; "demode"...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113473190866523095?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113473190866523095/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113473190866523095' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113473190866523095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113473190866523095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/demode.html' title='demode'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113473099615579778</id><published>2005-12-16T11:09:00.000+02:00</published><updated>2005-12-16T13:03:16.306+02:00</updated><title type='text'>yorumsuz</title><content type='html'>"Yoğun güvenlik önlemlerine karşın mahkeme binası önünde arbede yaşandı. Yazar Orhan Pamuk'un aracı Adliye çıkışında saldırıya uğradı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adliye binasına saat 10.45'te gelen Pamuk'a, adliyeye girişi sırasında pankart açan bir grup ile bazı vatandaşlar, ''Vatan haini'' ve ''Satılmış aydınlar'' diye bağırarak tepki gösterdi. &lt;strong&gt;Yoldan geçen bazı araçlardaki vatandaşlar da klakson çalarak, yazara tepkide bulundu&lt;/strong&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Şişli Adliyesi'nin karşısında bulunan 2 kişi, ''&lt;strong&gt;Misyoner Çocukları &lt;/strong&gt;O. Pamuk, H. Dink, H. Cemal, M. Belge, H. Şahin, E. Katırcıoğlu, İ. Berkan'' yazılı bir pankart açtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Yurtsever Hareket'' de Şişli Adliyesi önünde &lt;strong&gt;''Lütfen Pamuk yargılanmasın. Onun yanıtını vermek bizim görevimiz.&lt;/strong&gt; Yapay demokrasi kahramanları istemiyoruz'' yazılı pankart açtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hareket adına konuşan&lt;/strong&gt; Bedri Baykam, ''Pamuk'un tamamen belirli batılı odakların üslubuyla kanıtsız, tek yanlı ve Türkiye'yi haksız duruma düşürecek sözler sarf etmesi, gerek kendisi, gerek ülkemiz adına bir şanssızlıktır'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Yazar Pamuk'a destek vermek için Avrupa Parlamentosu'ndan gelen kişilerin neden Van'a gitmediklerini, neden Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'a destek vermediklerini'' soran Baykam, ''AB'den destek almak için Sevr'ci mi olmak lazım?'' diye konuştu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakar mısınız olanlara? ve bold yaptıklarıma. yorumsuz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113473099615579778?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113473099615579778/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113473099615579778' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113473099615579778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113473099615579778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/yorumsuz.html' title='yorumsuz'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113472411966505680</id><published>2005-12-16T10:57:00.000+02:00</published><updated>2005-12-16T11:08:39.676+02:00</updated><title type='text'>kendi haberini kendin yap</title><content type='html'>"Gözlerdeki perde kalkarken &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yepyeni bir kuşak gazete okuyacak yaşa geldi ama gazeteler hâlâ 20 yıl önceki konuları 50 yıl önceki mantıkla işliyor. Gündemde en çok yer işgal etmesi istenen yazarların hayatınızdaki gerçeklerin ne kadarına seslendiğini düşünün. Yeni bir şeyler okumayalı, duymayalı, seyretmeyeli ne kadar uzun zaman oldu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En güzeli de tartışmak. İnternet gazeteyi bitirecek mi? Blog yazarları gazeteci sayılır mı? İnternet bir medya olarak ne kadar güvenilir? &lt;strong&gt;Bütün bu soruları soran klasik medya ve köhne temsilcilerinin kendilerini Kutupyıldızı konumuna getirmesini anlamak da mümkün değil. Geleneksel medya, gündeminden giderek daha da koptuğu müşterilerinin ardından ağıt yakıyor. İş bahaneye kalınca da kimsenin eksiği yok. &lt;br /&gt;Gazete, radyo ve televizyonların haber kaynağı olarak kan kaybetmesini en azından Türkiye'de eğitim seviyesine bağlamak mümkün mü? &lt;/strong&gt;Yüksek eğitim seviyesine sahip bir kitleye bu gazeteleri, dergileri okutabilecek miyiz? Bu televizyon programlarını seyredecekler mi peki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknolojinin etkilerinin sadece teknoloji uzmanlarına yansıdığını düşünme yanılgısı kime ne kazandıracak hep birlikte göreceğiz. Mesela bir futbol maçını televizyondan canlı izledikten, cep telefonundan kısa mesajla skorunu öğrendikten, maçın hemen ardından televizyonda saatlerce en ince detaylarına kadar 'uzmanlarca' analizini seyrettikten 10 saat sonra, izlediği pozisyonların beş kare fotoğrafı ve skor anlatan birkaç yazarın klişe cümleleri için kaç sporsever gazete almaya devam edecek dersiniz? Ya da memleket ve dünya meseleleri hakkında 30 yıldır (aynı şeyleri, aynı üslupla) yazanlar daha kaç kuşağa hitap edebilecek? Hep birlikte göreceğiz. &lt;br /&gt;Türkiye'de öğretmenlerin bilgisayar ve internetle tanışması için bir kampanya yürütülüyor. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda o kadar kararlı ve inatçı ki, temel bilgisayar bilgisi olmayan öğretmene memuriyet şansı dahi tanımama kararı aldı. Şahsen öğretmenlerin sırf bu tehdit yüzünden değil, biraz da öğrencilerinin gündeminden kopmamak, aradaki uçurumu daha fazla genişletmemek için bu çabaya girdiğini düşünüyorum. 22 Kasım tarih itibarıyla açılan 109 bin 336 kursta öğretmenlere 75 bin 683 sertifika dağıtılmış. Bu rakam her gün 500 yeni öğretmenin katılımıyla artıyor. Öğrencilerin tarafında durumun daha da hararetli olduğu aşikâr. Geç kalmış bu çabaların meyvelerinin bize yansımalarını en çok merak edenlerden biri de benim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habercilerden önce habere ulaşan, hangi dizinin, talk-show'un hangi kanaldan araklandığını bulan, hangi reklamın hangi yurtdışı örneğin birebir kopyası olduğunu fark eden bir kitleyle uğraşmak şu anki genel durumdan çok daha zevkli olsa gerek." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;radikal'den serdar kuzuloğlu'nun bu yazısı son zamanlarda okuduğum en güzel yazılardan bir tanesi. Sorduğu sorular, benim son zamanlarda kendime icra ettiğim ama ederken garip bir utanma hissi taşıdığım mesleğime dair sorduğum sorular. "gazete, radyo ve televizyonların haber kaynağı olarak kan kaybetmesini en azından Türkiye'de eğitim seviyesine bağlamak mümkün mü?" diye sormuş kuzuloğlu. kanımca, hayır, ama gazete, radyo ve televizyonların haber kaynağı olarak kan kaybetmesini bu kurumların içini dolduran gazeteci ve gibilerinin eğitim, görgü ve zeka seviyesine bağlamak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dıy journalism. do it yourself journalism. kendi kendinizin gazetecisi olun. kendi haber bültenlerinizi, gündemiminizi yaratın. bunu yapmaya kalkıştığınızda aslında ne kadar kolay bir hadise olacağını göreceksiniz. merak ettiklerinizi bizzat kendiniz bir muhabir gibi soruşturabilir, minik röportajlar yapabilirsiniz. ve daha sonra kendi yaratımınız olan o gündem ile size sunulan gündem arasındaki farkı fark edeceksiniz. belki o zaman, benim dün, serdar kuzuloğlu'nun bugün sorduğu sorunun cevabını verebilir hale geliriz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113472411966505680?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113472411966505680/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113472411966505680' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113472411966505680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113472411966505680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/kendi-haberini-kendin-yap.html' title='kendi haberini kendin yap'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113463729253363726</id><published>2005-12-15T10:59:00.000+02:00</published><updated>2005-12-15T11:01:32.533+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/s%3F%3Fmayl.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/s%3F%3Fmayl.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113463729253363726?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113463729253363726/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113463729253363726' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113463729253363726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113463729253363726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_15.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113463698740254166</id><published>2005-12-15T10:12:00.000+02:00</published><updated>2005-12-15T10:56:27.413+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>bu sabah daha erken başladım güne. sabah oldu mu halleşme noktası olarak tam da benim penceremin önünü seçen güvenlik görevlilerine çatarak, ayla hanım şeklinde uyandım, baktım ki böyle uyanılan günden bir hayır gelmez, tekrar yatağa girdim, gözlerimi kapattım, uyumuş gibi yapıp bu sefer gülümseyerek uyandım. erkek arkadaşım sabah kendisine günaydın denilmesinden çok rahatsız oluyor. kazara günaydın dememek lazım. babam ise, tam tersi. bir sevinç topu oluyor her sabah. ve her sabah üşenmeden benim evime gelip, beni öpmeden işe gitmiyor. diyelim o sabah kötü bir rüyanın üzerine gözlerinizi açtınız. ya da bir gece önce az uyumuş ve biraz naletsiniz... yandınız. o zaman güne güzel başlamaya dair bir nutuk, louise e. hay'in pozitif olalım kitaplarına taş çıkartacak cümleler... kardeşim sabah uyandığında çok değişken olur. ilk anlarda naletmiş gibi yapar. duşunu alır, biraz vakit geçirir kendi kendine ve mutlaka yanı başında kim varsa tacize girişir, oynaşma, gıdıklama, kıkırdama gırla... senem ve melis nalet klasmanından. memo uyandıktan sonra en az 23 saat sessiz kalmak ister. ve konuşulmasından haz etmez. konusu varsa anlatacak, ne ala. mert, ateşle yaklaşma cinsinden. uyanmak bir yana, uyurken nefesini bile o kadar idareli kullanır ki, ayna tutup burnuna kontrol etmek istersiniz... neyse. işe geldim, hava puslu, camdan bakıp simidimi kemirirken bu sahneye en iyi selami şahin'in "alışmak sevmekten zor"u gideceğine kanaat getirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müzik konusunda, oraya buraya dağılmış haldeyim. nasıl oluyor, seviyorum bu müzikleri, gözlerim bile buğulanıyor bazı bazı, üstelik ayrılık acısı bile çekmezken... bunu düşünüyorum. üzerinde kafa yoruyorum bazen. insan kendine dair düşünmeli biraz. sonuçlara varamasada... küçükken, çok küçükken kendimi biraz kendi coğrafyama uzak, kopuk hissettiğim yaşlarım oldu. bu yaşlarım bayağı sürdü, kendi içimde, bazen dışımda. o dönemlerimde, kitap okumaya başladım. ama normal bir okumak değildi. reşat nuri mesela. ölürdüm ona, daha ilkokuldayken. ne kadar büyük bir travmadır oysa reşat nuri'nin anlattıkları. hayat boyunca karşına çıkacak aşklara bir reşat nuri değneği değer. daha ağdalı, daha melankolik olur herşey. zor, uzun, imkansız. sonra türk filmleri. o dönem, tek kanallı dönem. türk filmi, istemediğin kadar. türkan şoray, can gürzap'ın "metres"i ve arka fonda hep selami şahin. hava hep puslu. hep yağmurlu. aşkları çok güzel ama. çok naif. çok gerçek. işte bunun gibi binlerce an, anı değil, "an", kazınmış içime yol boyunca. benim listem uzun, çoğunun hangi anda, hangi şartlarda, hangi hava durumunda, hangi ruh halinde ve fon müziğinde kazındığı aklımda. bu, ne kadar korkunç bir yük. insan, bazen hatırlamak istemiyor. coğrafyama uzak hissettiğim o dönem, ne yaşadıysam ve kendi defterlerime nasıl not düştüysem şimdi şarkılar olarak hatırlıyorum. bazen kokular. ama genelde hep bir ses, bir tını... aşklar, hayat, başarı şu bu hakkında öğrendiklerimiz, bize öğretilenler bir gün gelip bizi en zora sokanlar oluyorlar, bunu da söylemek istiyorum kendi dağılmışlığıma dair. yaşadıklarımızın, renkli sayfalardaki gibi, o aşk masallarında ki, erkeklerimizin onlar "kadar" ve onlar "gibi", yaşayacaklarımızın ölçüsü tüm bize yutturulmuş olanlar olmalarını istiyoruz. oysa, gerçek hayatın kitapları çok daha güzel. çok daha gerçek. metres filmi gibi. uzun zamandır gazete okumak yerine, sadece başlıklara bakmayı, ilgimi çekenlerin peşine düşmeyi, kendi notlarımı tutmayı, muhabirlikten kalma alışkanlıkla, bana verilene inanmaya tercih ediyorum. artık, ne bana verilen, öğretilen, sunulan aşklara, sevgilere, olma hallerine, haberlere inanmıyorum. benimkiler, dediğim gibi, çok daha güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113463698740254166?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113463698740254166/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113463698740254166' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113463698740254166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113463698740254166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/bu-sabah-daha-erken-baladm-gne.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113456558002264655</id><published>2005-12-14T14:53:00.000+02:00</published><updated>2005-12-14T15:06:20.033+02:00</updated><title type='text'>karenin dışında kalanlar için</title><content type='html'>yeni bir dergi için kolları sıvadık. bugün çok güzel bir yazıyı edit ediyorum, burçak alkanlı, chi için yazmış, alternatif eğitim sempozyumu'nda gözüne çarpanları, işlenenleri. benim gibi pink floyd ve "another brick on the wall" fanatiklerinin ilgisini çekeceğini sandığım bir bölümü alıntılıyorum; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"....Çok ilginç bir başka sunum ise İsrail'den katılan Yaacov Hecht tarafından yapıldı. "Demokratik Eğitim/ 'Kare'nin Dışında Yaşamak" isimli sunumunda alternatif özgür humanistik eğitimin üçüncü dalgası anlatıldı.  Sunumda anlatıldığı üzre; 20. yüzyılda alternatif eğitimde 3 farklı dalga oluşmuştur. Birinci dalga 1920 ve 1930'larda oluşmuş ve adına "Yeni Eğitim" veya "Gelişimci Eğitim" (New Education", "Progressive Education") denmiştir. İkinci dalga 1970'lerde oluşmuş ve adına "Açık ve Özgür Eğitim" denmiştir. Günümüzde de süregelen dalga ise 1990'larda başlamış ve ona "Demokratik Eğitim" ismi verilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hecht, konuşmasında, bugün "Demokratik Eğitim" hareketiyle ilgili ana zorluğun, bu hareketin geçici bir dalga olarak değil, eğitim sistemi içerisinde demokratik kültürün yeni bir safhası olarak kabul edilmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Hecht'e göre "Kare"; bugün okullarda öğretilmekte olan bilgiyi temsil ediyor. Örneğin; fen bilgisi. Bu kare, fen bilgisini içerse de çoğu fenni bilgi karenin sınırları dışında bulunmaktadır. Edebiyat, sanat ve diğer okul konuları için de durum böyledir. Karenin içinde dünyalar eksiktir. Kareye inananlar, onu sihirli bir varlık, bu dünyadaki herşey için başlangıç noktası olarak görürler. Daha da tehlikelisi, karenin insanın zamanını geçirmeye değer tek yer olarak tanımlamalarıdır. Bir öğrenci, karenin içindeki faaliyetlerle meşgul olduğunda 'zamanını değerlendiriyor"dur ancak karenin dışında hareket ettiğinde 'zamanını harcıyor'dur. Bu sözlerinden sonra Hecht, kendi okullarının açılması ve sistemin tüm dünyada 35 ülkeye yayılması sürecini anlattı; "İnsanlar kendilerini veya diğerlerini göremezler. Karenin içinde herkesi karenin ideal kavramına göre ölçmeye çalışırız ve her kişi diğeri gibi olmak ister. Elde ettiğimiz de bir çan eğrisidir. Çocuklar açık ölçütlere göre ölçülenip,  sınıflandırılırlar. Bir öğrenci kareye olan yakınlığına göre mükemmel, vasat veya zayıf olarak nitelendirilir. Problem; 'kare'den mezun olanların bu etiketlerini gerçek sanmaya başladıklarında başlar. Yakında çoğu kişinin gerçek anlamda vasat olduğunu fark edeceksin, sadece çok azınlık gerçekten parlak zekâya sahiptir ve bazıları da zayıftır. Bakış açımız insanların geliştirmek istedikleri alanları seçmelerine izin verdiğimizde değişmektedir. O zaman herkes kendi mükemmel alanını keşfedip geliştirebilir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karenin dışında kalan ayrık otları için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113456558002264655?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113456558002264655/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113456558002264655' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113456558002264655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113456558002264655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/karenin-dnda-kalanlar-iin.html' title='karenin dışında kalanlar için'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113456468782174952</id><published>2005-12-14T14:11:00.000+02:00</published><updated>2005-12-14T14:51:27.833+02:00</updated><title type='text'>oradan buradan şuradan</title><content type='html'>yine, gecikmeli olarak gönül yarası'nı seyrettim dün gece. seyrettikçe biraz canım yandı. insan olmaya dair. film bitti. canım yandığında dinlediğim bir iki şarkı var. bertie higgins'ten "casablanca", kadın vokali çok daha muhteşem ve götürücü ama onu bulmayı yıllardır deniyorum, beceremiyorum. ahmet kaya'dan "biz üç kişiydik", mina'dan "brivido felino" vb.. göğsüne kekik süredi nazlıcan, tüterdi buram buram. gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi... belki bir çoban kavalında yitirdik nazlıcan'ı, ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi. bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza, kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimidi. konu değişsin. biraz gülümseyelim. geçen gün, msn'ime benimle aynı soyadı taşıyan birisinden request geldi. belki hiç akrabam yok diye hayıflanan ben, gizli bir kuzen, uzaklardan bir yeğen diyerek kabul ettim. ilk cümlelerde anladım ki, biz akraba olamayız, zaten kendisi kardeşi sanmış beni, kardeşinin e-mail ini bilmiyor muymuş sormadım, üzerinde durmadan ben iki cümle sonra önce block sonra delete ettim. aradan bir gün geçti, baktım ki hayali akrabam bana bir e-mail göndermiş ve demiş ki; "rahatsız ettiysem özür dilerim, sadece belki ikimizde kızız, kız olduğumuz için konuşabiliriz sanmıştım, hala da bu teklifim geçerli, hayatlarımızdan bahsederiz, ben bilmem nerede yaşıyorum.." ikimiz de kızız, kız olduğumuz için konuşabiliriz.. !+%&amp;()==?=&amp;%&amp;+%!'^! peki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç zamandır blog okumuyorum. sadece her gün girmeye alıştıklarım. hala linklerimi bile koyamadım vakit bulup. geçenlerde bir bakayım istedim neler var, belki yeni şeyler keşfederim diye. biraz sıkıldım. çünkü. benim rast geldiğim bloglardan 5 tanesi en azından, blogger kişinin hayatını, yatağını, yarısını, kendisini, gerçeğini paylaştığı kişiden habersiz açılmış, çoğu zaman ev halinden, eş halinden, diğer yarıdan dem vuran ancak bunu sistematik hale getirdiği bloglardı. diğer yarı olmak mühim bir şey, kanımca. emek, uğraş, hoşgörü, bazen görmemeyi gerektiren. yürünecek yol, en iyi ihtimalde, çok ama çok uzun. o yüzden biraz yaşam alanı bırakmak o diğer yarıya, biraz gülümsemek, eğer gülümsenecek hiç bir şey kalmadı ise de bunu blogger camiasından önce aynaya bakarak kendisine itiraf etmek gerek. bence. tamamen bence. hiç evlenmedim. evleneceğim. sorunlarım olacak. diğer yarıma tahammül edemediğim sabahlar, geceler, belki onun ailesine, belki işine, belki sadece bu hayatta var olduğu fikrine. ama diğer yarım olduğunu hatırlayacağım, onunla aldığım nefesin daha lezzetli olduğunu, bunun bir çift kale maç, it dalaşı değil, bir arkadaşlık, bir ortaklık, zekadan nasibini almamış ise bir felaket olacağını hatırlayacağım sabahlar da. zeki kadın, koku alan kadındır, demişti çok sevdiğim bir dostum. kadın evinde koku almayı beceremiyorsa, işi çok zor olmalı. kadın eğer kocasından dem vurmak için değişik kimliklere, maskelere ihtiyaç duyuyorsa çok daha zor olmalı o ortaklık, diğer yarılık onun için. farkı kavrayamıyorsa, farktan keyif almayı beceremiyorsa, sokulmayı, açılmayı, saçılmayı, dağıtmayı, sonra dağıttığı gibi toplamayı. ne bileyim, bu mudur evlilik? bir blog açıp mütemadiyen kod adı ile hitap ettiği diğer yarısından, kendisinden elbet her halükarda çok farklı olacak o diğer yarının ailesinden bahis açmak mı? bu kadar düşer mi insanın diğer yarısına ve o diğer yarı üzerinden kendisine olan saygısı? ... özür diliyorum üzerine alınanlardan ama bu benim fikrim, doğru olmak zorunda değil ama benim işte...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113456468782174952?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113456468782174952/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113456468782174952' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113456468782174952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113456468782174952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/oradan-buradan-uradan.html' title='oradan buradan şuradan'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113434075349909567</id><published>2005-12-12T00:36:00.000+02:00</published><updated>2005-12-14T14:09:46.440+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>one, two, freddy's coming for you... &lt;br /&gt;three, four, better lock your door... &lt;br /&gt;five, six, get your crucifix... &lt;br /&gt;seven, eight, better stay up late... &lt;br /&gt;nine, ten, never sleep again...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113434075349909567?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113434075349909567/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113434075349909567' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113434075349909567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113434075349909567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/one-two-freddys-coming-for-you.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113403980813485621</id><published>2005-12-08T13:01:00.000+02:00</published><updated>2005-12-08T13:03:28.133+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/circus%20lover.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/circus%20lover.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/Circus_Lion_Tamer.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/Circus_Lion_Tamer.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/Trapeze_Artists_in_Circus.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/Trapeze_Artists_in_Circus.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113403980813485621?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113403980813485621/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113403980813485621' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113403980813485621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113403980813485621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_08.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113403925980529261</id><published>2005-12-08T12:34:00.000+02:00</published><updated>2005-12-08T12:54:19.830+02:00</updated><title type='text'>bu sabah</title><content type='html'>bu sabah, çok erken bir saatte adnan'la buluştum, niyetimiz güzel bir kahvaltı ama ne mümkün. ortaköy'de her yer kapalı. garipsedim, ortaköy'de taksim gibi değil mi biraz, ne olur biraz daha erken başlasa güne diye. en sonunda bulduk açık bir yer. adnan, o kadar çok yedi ki, bir ara garson ikaz etmek durumunda kaldı tatlı dilli. sandım ki, 1 haftadır yemiyor. daha dün gece yemiş. bazen insan kendisini dengelemek için kendini yemeğe vururmuş, bir başkası söyledi, özellikle de tatlıya. acaba? adnan blogunu iptal etmiş. neden dedim, fazla exibisyonist olmaya başladı dedi. acaba yazmanın bir amacı ifade etmek bir amacı da bunu göstermek mi diye düşündüm ben de ve sordum, e zaten öyle olmasını istemesek bazı bazı, bunu sadece gizli bir günlük olarak tutmaz mıydık diye, konu dağıldı. tatlı dedikodular, iş, chi'ye neler yazabilir bla bla bla. çok seviyorum bu bla bla bla lafını. bla bla bla. işe geldim, kim kimi dövmüş, kim neden ayrılma kararı almış, evlilik neden yürümemişleri okudum ciddilere geçmeden önce. içimde bir tabloid personality var, seviyorum o dergileri, ekleri, özellikle avam olanları. harika kafa dağıtıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu akşam macar sirki için biletim var, çok heyecanlıydım sirke gideceğimiz için. ama dün gidenler ilk yarıda aradılar, sakın ha, sadece palyaço ve köpek var diye. keyfim kaçtı. benim hayalimde sirk; ihtişam, parıltı, neşe, şen kahkahalar, şaşkınlık nidaları, simler, renk cümbüşü. öyle hatırlıyorum. öyle kalmasını da istiyorum, hatırladığım gibi. hani bazen insan, bir sevdanın en ortasında gitme kararı alır, sırf karşısındakini öyle hatırlamak için. öyle işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113403925980529261?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113403925980529261/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113403925980529261' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113403925980529261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113403925980529261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/bu-sabah.html' title='bu sabah'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113395898190412697</id><published>2005-12-07T14:34:00.000+02:00</published><updated>2005-12-07T14:36:21.916+02:00</updated><title type='text'>kıskanç bir insanın profili</title><content type='html'>"...mailler okunmaya devam edilior, artik sadece kizin mailleri degil tum arakadaslarindan gelenler retina taramasi dahil buyuk bir titizlikle incelenip acaba bi karsi cinse yonelik bi saka, bi alinti dahi varsa sinirler tirim tirim gerilior, gel gor ki benim maillerimde bunun karsilasilma oalsiligi %80 iken kendisininkilerde gercekten aam gercekten dusuk olamsi utancimi adeta basima gecirior, uyusturucu kullanmak gibi, toplumdan dislandigini biliosun ama engel olamiosun, altin vurusumdan korkuorum, kafayi siyirip nasi sen internete girersin, yeni insanlarla tanisma ihitmali yaratabilirsin die laptopu kafasinda paralarmaktan, yaptiklarimi aciklayamamaktan korkuorum..." kıskanç bir insanın profili. bu insan benim çok yakın bir arkadaşım. ve ben çok ama çok endişeliyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113395898190412697?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113395898190412697/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113395898190412697' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113395898190412697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113395898190412697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/kskan-bir-insann-profili.html' title='kıskanç bir insanın profili'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113395018060727473</id><published>2005-12-07T11:42:00.000+02:00</published><updated>2005-12-07T12:09:40.620+02:00</updated><title type='text'>uyku halleri</title><content type='html'>şehir çocuğu değilim, börtü böcek özlemi çekiyorum ara ara, bu aralar sıkça. amerika'ya gittiğimde, dahiyane olduğunu sandığım bir şekilde kendime sound soother aldım bir adet. içinde bir sürü ses çeşidi var, o an ki ruh halime göre seçmem üzere. şehir( korna sesleri var içinde, kim uyuyrken korna sesi duymak ister ki???), kalp atışı, tren, şelale(daha çok akan bir tuvalet gibi bir tınısı var), kuş sesleri, orman kuşları(diğeri masum kuşlar, bunlar bayağı yırtıcı), ateşböceği sesi vesaire... uykularının gerçek bir huzura dönüşeceğini garanti ederek aynısından benimle dükkanda bulunan babama da zorla aldırdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istanbul'a döndüm, sound soother lı gecelerim başladı; uykusuz gecelerim. kuş sesleri ile uykuya dalmak zaten bir mesele, alışana kadar kendimi zorladım, niyeyse... alıştıktan sonra uykuya dalmak kolaylaştı ama bu sefer uykumun ortasında neşeli neşeli cıvıldayan kuşlar kulağıma yırtıcı hayvanlar gibi gelmeye, uykumda beni parçalamaya, yemeye, ısırmaya başladılar. tren sesine geçmek istedim, annanemin evinin hemen önünden tren geçerdi, güzel bir nostalji olur belki diye... bu sefer trenden düşmeye, rayların arasında parçalanmaya başladım. gel zaman git zaman o küçük alet benim gözümde bir chucky halini aldı. artık ondan korkuyorum ve elimi bile sürmüyorum. geçen gece, oh, chucky'siz hayat ne güzel demişken korkunç alet kendi kendine açıldı ve odanın içinde kocaman bir kalp atmaya başladı. çok korktum, çok korkuyorum. o korku ve panikle chucky yi aldığım gibi kapattım, içinden pillerini çıkarttım ve salona koştum, burasını iyi okuyun, chucky'yi koltuk minderinin altına soktum. neden peki? bilmiyorum. uykumda nice saçmaladığım yanımda uyuyan herkesin dilindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir rivayete göre, bir gece uyanıp, senemin omzunu tıklayıp, o gözünü açtığında hemen arkamı dönmece oynamışım. ve bu "tatlı" oyun sabaha kadar sürmüş. melis en son istanbul'a geldiğinde evim badana olduğu için senem ben ve melis aynı yatakta uyuyalım eski günlerdeki gibi dedik ki gerçekten haz almadığım bir olay bu yatak paylaşma. o gece de her zaman olduğu gibi kabak zavallı melisim'in başına patladı ve ortaya düştü. gece dişlerini mi sıkıyor artık ne yapıyor bilmiyorum ama ortaya çok garip bir ses çıkmaya başladı. dürtsem olmuyor, kıkırdasam olmuyor, en sonunda yatağın içinde doğruldum ( uyuyorum aynı zamanda); "melis, torik sesi çıkartma lütfen, bir de şu ellerini çek göğsünden ışık sana vurunca tabutta gibi duruyosun, azize maria magdelana sanki... senem, ne olur uyan şuna bak, ya senem uyansana baksana torik sesi çıkartıyor amma komik" gibi, nasıl ve neden olduğunu hala anlayamadığım cümleler kurdum. 1- hayatımda 1 kere torik gördüm. torik bir balık. torik ses çıkartmaz. torik sesi ne demek? 2- azize maria magdelana kim? yoksa ben exorcist miyim? en son hikayem dün geceye ait. soğuk algınlığının ilk sinyallerini vermeye başlayınca, en güzeli uyumak, uyumadan bir küçük ilaç almak, grip için, ve uyandığımda turp gibi olmak dedim, uyudum. gece 1.30 gibi erkek arkadaşımdan bana br mesaj gelmiş. ben de uyurken mesajı görüp, ona cevap yazmaya kalkışmışım. gelen bir güzel aşk mesajı, hoş sözler. benim cevabım( sabah okuduğumda fark ettim cvp yazdığımı); "gözümü açorum sen, kaporum sen, uykudayım, çok tatlı". açoorum,  kapoorum? uykudayım, çok tatlı? uyku mu, sen mi, ben mi, ne o tatlı olan? bilmiyorum işte...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113395018060727473?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113395018060727473/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113395018060727473' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113395018060727473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113395018060727473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/uyku-halleri.html' title='uyku halleri'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113394748674541513</id><published>2005-12-07T11:15:00.000+02:00</published><updated>2005-12-07T11:24:46.756+02:00</updated><title type='text'>felicita</title><content type='html'>felicita dinleyerek uyandım bu sabah. "anana babana soyuna sopuna limonata"nın orjinali olan. diyor ki şarkıda; felicita e una telefonata non aspettato; mutluluk beklenmeyen bir telefondur. hayır, mutluluk, bu şarkıyı çok sevdiğimi bilen melis'in bana al bano ve romina power'ın ilk albümünü hediye etmesidir. ve benim her sabah koreografisi ikimize ait olan o felicita dansı ile güne hazırlanmamdır. ve dahası, mutluluk melis'in çok yakında yanımda olacağını bilmektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113394748674541513?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113394748674541513/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113394748674541513' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113394748674541513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113394748674541513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/felicita.html' title='felicita'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113387403823550482</id><published>2005-12-06T14:52:00.000+02:00</published><updated>2005-12-06T15:00:38.236+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>chi için röportaj yaptık bir başka arkadaşımın ses kayıt cihazını kullanarak. röportaj bitti, evlere dağıldık ancak arkadaşımın vakti olmadığı için benden rica etti deşifre kısmını. hay hay. bana kayıt cihazını yollamasını rica ettim kuryeyle. cihaz geldi, masama koydum ve çıktım. dün, aranıyorum gözlerimle, deli gibi, cesaret edemiyorum detaylı bir aramaya girişmeye, kondurmak istemiyorum hiç bir iş arkadaşıma, bu binada, astından üstüne. en sonunda başladım aramaya, masanın üzerine bıraktığım alet kuş olmuş uçmuş. yok. çekmecede senelerdir kendi kullandığım  ve gidene göre daha şatafatlı duran kayıt aletleri, fotoğraf makineleri duruyor, bıraktığım gibi. ihtimal, onların bana ait olduğunu ama diğerinin olmadığını pekala biliyor alıp giden. benim şimdi içim yanıyor. arkadaşıma ne söyleyeceğim kısmı problem değil, insanlık hali bu, anlayışla karşılayacaktır, yenisini de kendisine hediye ettiğim zaman zaten bir sorun yok. benim içimi boğan, ruhumu sıkan, dün geceden beri,  vicdan kısmı. kimin nasıl vicdanı, bir başkasının malını, değerini, emeğini alıp öylece gitmeye göz yumar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113387403823550482?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113387403823550482/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113387403823550482' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113387403823550482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113387403823550482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_06.html' title='...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113387294639675740</id><published>2005-12-06T14:39:00.000+02:00</published><updated>2005-12-06T14:46:55.333+02:00</updated><title type='text'>internet bağımlısı olabilir misiniz?</title><content type='html'>serdar kuzuloğlu'nun yazısı, hoşuma gitti. olabilirim, pekala. alışmak, fena bir mesele. sevdiğine alışmak, kokladığına alışmak, damağına alışmak, gördüğüne, tükettiğine alışmak. teknolojiye alışmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=sa&amp;haberno=2699&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113387294639675740?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113387294639675740/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113387294639675740' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113387294639675740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113387294639675740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/internet-bamls-olabilir-misiniz.html' title='internet bağımlısı olabilir misiniz?'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113378895853203721</id><published>2005-12-05T15:09:00.000+02:00</published><updated>2005-12-05T15:22:38.543+02:00</updated><title type='text'>harikalar diyarı</title><content type='html'>nicedir akımdaydı, dünyanın 7 harikasına göz atmak ve hatırlamak. bir tek babil'in asma bahçeleri kalmış aklımda. bu durumda araya bir şarkı koymam gerekirse pink floyd'dan; another brick on the wall ve "hey, teachers! leave those kids alone!" gerçekten de, belki, bizi yanlız bıraksalardı, daha çok şey kalırdı zihnimizde, geçmişe dair, bellenenlere dair. meğer ben ansiklopediyi açıp bakana kadar 7 harikanın yerini başka 7 harika almış. eskileri; giza piramidi, babil'in asma bahçeleri, zeus anıtı/ olimpiya, artemis tapınağı/ efes, mausollos mozolesi/bodrum, rodos colozyumu, iskenderiye feneri. yenileri; giza tapınağı, çin seddi, tac mahal, serengeti, galapagos, büyük kanyon, machu pichu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi harikanıza oy vermek isterseniz; http://cms.n7w.com/index.php?id=170&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113378895853203721?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113378895853203721/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113378895853203721' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378895853203721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378895853203721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/harikalar-diyar.html' title='harikalar diyarı'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113378299612779112</id><published>2005-12-05T13:40:00.000+02:00</published><updated>2005-12-05T13:43:16.136+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>"...farklı kültürlerden ve en önemlisi farklı demokrasi geleneklerinden devşirilmiş orduların aynı tür kanserden mustdarip olmasını nasıl açıklamalı?..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;em&gt;http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=172029&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113378299612779112?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113378299612779112/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113378299612779112' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378299612779112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378299612779112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post_05.html' title='...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113378121435303849</id><published>2005-12-05T13:10:00.000+02:00</published><updated>2005-12-05T13:13:34.353+02:00</updated><title type='text'>mum melek</title><content type='html'>istanbul resimlerinden üstten dördüncüsü istanbul'a dair değil. sehpanın üzerinde yan yana yanan iki mum birleşmiş kazara, akmışlar öylece. ortaya çıkan melek figürü beni çok güldürdü, öylece sakladım, sonra soğuttum, sonra baş köşeye koydum. nasıl?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113378121435303849?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113378121435303849/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113378121435303849' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378121435303849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378121435303849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/mum-melek.html' title='mum melek'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113378093573170548</id><published>2005-12-05T12:58:00.000+02:00</published><updated>2005-12-05T13:08:55.740+02:00</updated><title type='text'>geçen hafta ben</title><content type='html'>geçen hafta kendime göre bir program düzenledim, şehri parçalara ayırdım, günlerimi böldüm topladım çıkardım ve bu bir haftalık deneysel süreç içinde hiç bir şey düşünmeme, hiç bir şey için endişenlenmeme, yarının ve dünün muhasebesini yapmama kararımı uyguladım. hayatımın en güzel balık çorbasını içtim, güzel sohbetler ettim, yürüyerek şehri kat ettim, resimler çektim, telefonla konuşmamaya özen gösterdim, ihmal ettiklerimin gönlünü aldım, hayaller kurdum, trafikte sakin kalma egzersizleri yaptım, nefes aldım nefes verdim, uyudum, uyanmak için kendimi zorlamadım, uyandığım zaman uyandım, uyanır uyanmaz cep telefonuma, saate, mesajlarıma, maillerime bakmadım. benim geçen haftam muhteşem geçti. cumartesi gecesi uzakta olan en sevdiğim de gelince, tamam oldum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113378093573170548?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113378093573170548/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113378093573170548' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378093573170548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378093573170548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/geen-hafta-ben.html' title='geçen hafta ben'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113378025824964561</id><published>2005-12-05T12:33:00.000+02:00</published><updated>2005-12-05T12:57:38.446+02:00</updated><title type='text'>geçen hafta istanbul</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0430.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/200/DSCN0430.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0427.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/200/DSCN0427.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0426.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/200/DSCN0426.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0395.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/200/DSCN0395.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0374.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/200/DSCN0374.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/DSCN0376.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/200/DSCN0376.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113378025824964561?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113378025824964561/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113378025824964561' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378025824964561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113378025824964561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/geen-hafta-istanbul.html' title='geçen hafta istanbul'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113353755659263865</id><published>2005-12-02T17:11:00.000+02:00</published><updated>2005-12-02T17:32:36.603+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/moose_gloves.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/moose_gloves.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113353755659263865?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113353755659263865/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113353755659263865' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113353755659263865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113353755659263865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/12/blog-post.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113319624454461346</id><published>2005-11-28T18:43:00.000+02:00</published><updated>2005-11-28T18:44:04.546+02:00</updated><title type='text'>magic</title><content type='html'>"MAGICK is the Science and Art of causing Change to occur in conformity with the Will." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Magick in Theory and Practice, Aleister Crowley &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113319624454461346?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113319624454461346/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113319624454461346' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319624454461346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319624454461346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/11/magic.html' title='magic'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113319620136284324</id><published>2005-11-28T18:13:00.000+02:00</published><updated>2005-11-28T18:43:21.373+02:00</updated><title type='text'>bir sabah</title><content type='html'>geçen hafta iki gece yeşilköy'de kaldım. emre ve merve yoktu. eski evime olan düşkünlüğümü bildiklerinden, bana da bir anahtar yaptırma inceliğini gösterdiler. benim için çok anlamlı o anahtar. istediğim zaman çevirip kilidin içinde, anılarıma kavuşabilme imkanı. orada uyuduğum ilk gecenin sabahı, ezan sesiyle uyandım. en sevdiğim şeylerden biri. yeniden başlamanın sesi. sıfırın sesi. beyaz kağıt sesi. sabahın ilk sesi. dinledim uyanıp çünkü kendi evimde ezan sesini duyamıyorum, komşularım, ekmeğim o kadar hijyenik ki oturduğum bölgede. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanda yolculuk yapabilsem, diye düşündüm, hangi yaşıma giderdim... cevap: uyanır uyanmaz ilk işin hazır bulduğum masada kahvaltı etmek, karpuz suyu yapmaya uğraşmak, sonra da giyip mayomu, çanta bile hazırlamadan, sadece havlumla, havuza gitmek olduğu, günlerin yavaş, çok yavaş geçtiği, herkesin hayatta, herkesin neşeli, herkesin yavaş olduğu yaşlarıma. sonra biraz daha uyudum. daha da uyumak istedim ama ne mümkün. sabah olmuş, hayat başlamış, ben uyumaya çalışıyorum. komşular arasında bir kavgadır gidiyor, neden bağrıştıklarını anlayamıyorum, ama bir tansiyon var, belli. bloğun kapıcısı muhsin araya giriyor ama azarlardan nasipleniyor. muhsin, her zaman temkinli yaklaşılması gereken, biraz deli. gücünü bütün kardeşlerinin aynı sitede çalışmasından alıyor. aşiret gibiler. gelmiyor azarlanmaya, o da başlıyor kavgaya. sonra, tatlıya bağlanıyor, kahve içmek için birisinin evinde buluşuyorlar tahminim... kendi komşularımı düşünüyorum, garaja inerken kazara denk geldiğim, ne kadar zorlandıklarını ben gülümsediğimde, cevap vermek için, gidip kavgacıları içime sokasım geliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113319620136284324?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113319620136284324/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113319620136284324' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319620136284324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319620136284324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/11/bir-sabah.html' title='bir sabah'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113319307571895959</id><published>2005-11-28T17:46:00.000+02:00</published><updated>2005-11-28T17:51:15.716+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>sudoku yazımdan sonra bir arkadaşım bana sudoku'nun ne olduğunu sordu. perşembe günüydü. aradan iki gün geçti, pazar günü aile kahvaltısında bir araya geldik iki aile. sudoku'yu soran arkadaşım merveler'e yemeğe gitmiş, cuma akşamı. orada sohbet sudoku'ya gelince bu arkadaşım demiş ki; "sudoku'suz bir yaşam düşünemiyorum, her dakika sudoku çözüyorum bla bla bla..." hi hii. mert?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113319307571895959?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113319307571895959/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113319307571895959' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319307571895959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319307571895959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/11/sudoku-yazmdan-sonra-bir-arkadam-bana.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113319273358632227</id><published>2005-11-28T17:23:00.000+02:00</published><updated>2005-11-28T17:45:33.596+02:00</updated><title type='text'>elveda böcekler, güle güle fareler, hoşçakalın karıncalar...</title><content type='html'>bir dergi daha bitti. ben de kendime bir kaç gün yaratma hevesindeyim, yapmak istediklerimi yazdım, günlere ayırdım, görmek istediklerim, yemek istediklerim vesaire. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün, şöyle bir uğramak için işe gelirken akşamüstü, önümdeki arabaya takıldı gözüm; "elveda böcekler,hoşçakalın fareler, güle güle karıncalar" yazıyordu. anılara dalmaya meyilli ben, yeşilköy'e, altın kızlar grubumuza gittim. 2 tane elif'tik. biri ben, diğer ise kıvırcık saçlarından yüzü seçilmeyen "kıvırcık elif". nereden, kim, neden taktı bilmiyorum ben; "hangi elif" sorusuna cevap olarak "fare" elif olarak bellendim. neden fare? bilmem, belki çok küçük olduğum için, o zamanlar, boyut olarak. hiç sevmedim bu lakabımı ama grup psikolojisine gücüm yetmedi, kaldı öyle. gel zaman git zamam melis katıldı aramıza, gurbet kuşu melis. melis'in babası henüz beni ismen tanırken melis'in ağzından çıkan "fare" ekine çok takılmış, bir gün melis'e sormuş; "neden arkadaşına fare diyosun, sana hamamböceği melis deseler hoşuna gider mi" diye. eh, ben bunları düşünmeye dalmışken, kimin bugün ne yaptığını hayatlarımızda nelerin değiştiğini düşündüm, gözlerim buğulandı. altın kızlar, en son iki sene önce bir yaz günü bir araya geldi. şimdi, her üyesi ile yeniden ara ara görüşmeye çalışıyorum, kendimce vakitler ve bahaneler yaratarak. bazen hayat, bahaneleri kendisi yaratıyor, can yakan biçimde hem de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elveda böcekler, güle güle fareler, hoşçakalın karıncalar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113319273358632227?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113319273358632227/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113319273358632227' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319273358632227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113319273358632227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/11/elveda-bcekler-gle-gle-fareler-hoakaln.html' title='elveda böcekler, güle güle fareler, hoşçakalın karıncalar...'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113292669708516966</id><published>2005-11-25T15:12:00.000+02:00</published><updated>2005-11-25T15:51:37.096+02:00</updated><title type='text'>sumo</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/sumo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/sumo.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sumo (相撲 Sumō, alternatively 大相撲 Ōzumō), or Sumo wrestling, is a competition contact sport wherein two wrestlers or rikishi face off in a circular area. The sport is of Japanese origin and is surrounded by many rituals. The Japanese consider Sumo a gendai budō: a modern Japanese martial art.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Sumo tradition is very ancient, and even today the sport includes many ritual elements from when Sumo was used in the Shinto religion.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The winner of a Sumo bout is mainly determined by two rules:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The first wrestler to touch the ground with any part of his body other than the soles of his feet loses. &lt;br /&gt;The first wrestler to touch the ground outside the circle loses. &lt;br /&gt;On rare occasions the referee or judges award the win to the wrestler who touched the ground first; this happens if both wrestlers touches the ground at more or less the same time and the judges decide that the wrestler who touched the ground second had no chance of winning due to superior sumo of his opponent. The losing wrestler is called shini-tai (“dead body”) in this case.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;There are also a number of rarely used other rules of telling the winner. For example a wrestler using an illegal technique (or kinjite) automatically loses, as does one whose mawashi becomes completely undone. A wrestler failing to turn up for his bout (including through a prior injury) also automatically loses (fusenpai). After a winner is declared, the judges announce the kimarite (winning technique) used in the bout.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Matches usually last only seconds, as one wrestler is quickly ousted from the circle or thrown to the clay, but they can occasionally last for several minutes. Each match is preceded by an elaborate ceremonial ritual. The sportsmen themselves are renowned for their great girth, as body mass is a winning factor in Sumo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sumo matches take place in a ring called a dohyō. The dohyō is made of a mixture of clay and sand spread over the top. It is between 34 and 60 cm high. It is removed after each sumo tournament, and in the case of Nagoya, taken home by the fans as souvenirs. It is rebuilt for each tournament. The circle in which the match takes place is 4.55 meters in diameter and bounded by rice-straw bales called tawara, which are buried in the clay. At the center are two white lines, the shikiri-sen, which the rikishi must position themselves behind at the start of the bout. Around the ring is finely brushed sand called the snake's eye, which can be used to determine if a wrestler has just touched his foot, or another part of his body, outside the ring. The yobidashi ensure it is clean of any previous marks immediately prior to each bout.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sumo güreşi izlemeden ölmek istemiyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113292669708516966?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113292669708516966/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113292669708516966' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113292669708516966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113292669708516966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/11/sumo.html' title='sumo'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113292429604520667</id><published>2005-11-25T15:10:00.000+02:00</published><updated>2005-11-25T15:11:36.053+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/1600/logo-134x134.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/7104/359/320/logo-134x134.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113292429604520667?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113292429604520667/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113292429604520667' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113292429604520667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113292429604520667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/11/blog-post_25.html' title=''/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18758240.post-113292023864463094</id><published>2005-11-25T13:51:00.000+02:00</published><updated>2005-11-25T14:03:58.713+02:00</updated><title type='text'>sudoku</title><content type='html'>bir yerlerde okuduğumda burun kıvırmıştım. sonra merve'de gördüm, yine pas vermedim. geçen gece, senem bana geldi, beraber yemek yapmayı teklif ettim, kabul etti, ama mutfak masasından kaldırabilene aşkolsun, onun da elinde bir tane, en sonunda bırakıp herşeyi bir göz attım sudokuya. sayıları kullanmayı pek beceremem, hesap kitap kafam yok, ezelden beri, o yüzden belki bünyem reddeder bu tip şeyleri ama baktım ki bu sayılarla ilgili değil, mantıkla... şimdi elimde bir sudoku kitabı, rakamlarla oynuyorum. bu sabah merve'nin annesi ile bir kahve içtim, baktım o da sudokucu, başka oyunlardan bahsetti bana. onun en sevdiklerinden birisi, ismini hatırlamıyorum sitenin, birkaç odadan oluşan evden, sana verilen tool larla çıkmaya çalışmak. 3. odadan yeni çıkabilmiş, 6. ayı bu oyunda. onu da merak ediyorum. ben de ona iki hafta önce seyrettiğim saw 2'den bahsettim. kurbanlarının hayatta kalma güdüsünü test etmek için onlara çeşitli ama korkunç tuzaklar kuran bir ruh hastası, jigsaw. görüntüler gerçekten çok vahşiydi. 2005'in bitimine az kala, bu sene edindiğim meraklar; korku filmleri, sudoku, transformational breathing, fb maçları, quantum teorileri, quantum belgeselleri... eh, fena değil...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18758240-113292023864463094?l=ringostar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ringostar.blogspot.com/feeds/113292023864463094/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18758240&amp;postID=113292023864463094' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113292023864463094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18758240/posts/default/113292023864463094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ringostar.blogspot.com/2005/11/sudoku.html' title='sudoku'/><author><name>e</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02876250029560976336</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
